GÜNDEMKÜLTÜR SANATYAZARLAR

Hamza Mercanoğlu’nun kaleminden “Su da balık gibiyim”

KÖŞE YAZISI

Su da balık gibiyim…

Her şeyin farkında , kendimin farkında değilim…

İçinde arsız ve gamsız yüzdüğüm su benim farkımda. Akvaryumun rengini yeşile boyamış yosunlar farkımda. Cama parmağını dayayıp gözüme dürtmeye çalışan çocuk da farkımda,  bir ben farkında değilim “Benim!”

-Daha ne kadar yaşarım ki bu bulanık suyun içinde?

-Bir balığın ömrü ne kadar?

********

Timsahların avını nasıl öldürdüğünü bilir misiniz?

Elbette bilirsiniz! Mutlaka belgesel seyretmişsinizdir. Birçoğu timsahın avını dişleriyle öldürdüğünü zanneder. Oysa timsah  avını genellikle  dişleriyle öldürmez . Suyun içine çekerek yani “Dibe çekerek” boğarak öldürür. Dişlerini ise avını parçalamak için kullanır.

İnsanlar ve hayvanların bazı karakteristik özellikleri birbirine benzer bu bağlamda. Mesela; Siyasetin doğasında da buna benzer bir “Bul, dibe çek ve Yok et!” uygulaması vardır!

‘Nedir o’ diye soracaksınız!

Şöyle ki; Siyasette rakibini yok etmek için kullanılan geleneksel ve klasik bir metottur bu. Aynı partiden olsa bile, siyasetten ikbal bekleyenler “Ayaklarına dolaşacak” kimseleri önceden tespit eder ve daha yoluna çıkamadan çeşitli hile ve desiselerle, çoğu kere ayak oyunlarıyla “Dibe çekerek” imha eder. Bu siyaset belgeseli en çok seçim sathi mahallinde gösterime girer. Meraklıları için seçim yakın. Bekleyip görebilirler…

-Timsah tekniği yani!

Öyle ya; Bu teknikleri her zaman Kung fu’cu  çinliler icat edecek değil ya! Onların “Yılan tekniği, kartal tekniği ve hatta maymun tekniği bile varken bizim de bir timsah tekniğimiz olmasın mı?

Bu her zaman etik kurallar içinde olacak diye bir kural yoktur. Genellikle “Serbest Güreş” statüsündedir. Kimin kime gücü yeterse!…

********

-Bir ramazan gününde yazılacak şey mi usta bu!

Diyorsunuz. Haklısınız! Yazacak o kadar şey varken ne bu böyle “Balık malık, timsah mimsah!”

Galiba bu sıralar hayvan belgesellerine çok takıldım. Bilinç altıma işlemiş. Tabi olarak hayvanları tanıdıkça insanlardan uzaklaşıyor, kaçıyor insan…

Ama daha Aslanı ve diğer yırtıcıları yazacaktım. Diyecektim ki; Acıkmadan öldüren tek canlı türü insandır.

Mesela tilkiler de avlarının bir bölümünü kışın yiyecek bulamadıklarında  yemek için yere gömerler  tıpkı insanların bankaya para gömdükleri gibi diyecekken başka bir replik aklıma geliverdi.

“Bankadaki parana sarılıp yatabilir misin, sevebilir misin onu. Hesap numaranda rakamlardan ibaret paralarla konuşabilir misin?” diyordu “Mandıra filozofu”

Su da balık gibiyim…

Şaşkın, çekingen ve biraz da ürkek…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı