ETKİNLİKGÜNDEMYerel

Şahinbey Belediye’sinden “Postmodern Darbe Girişimi ve Yeni Türkiye”Paneli

ŞAHİNBEY BELEDİYESİ POSTMODERN DARBE GİRİŞİMİ VE YENİ TÜRKİYE KONULU PANEL DÜZENLEDİ

Şahinbey Belediyesi, Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi’nde Turgay Güler’in moderatörlüğünde Gazeteci Yusuf Alabarda ve Zafer Şahin’in katılımıyla “Postmodern Darbe Girişimi ve Yeni Türkiye” konulu panel düzenledi.

Sosyal ve Kültürel etkinliklerini artırarak sürdüren Şahinbey Belediyesi Turgay Güler’in, Zafer Şahin ve Yusuf Alabarda’nın sunumuyla “Postmodern Darbe Girişimi ve Yeni Türkiye” konulu panel düzenledi. Düzenlenen panelde Türkiye’nin yaşadığı darbe girişimleri ve Türkiye’nin hedefleri anlatıldı. Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen panele Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın, İlçe Millî Eğitim Müdürü Erdal Kılınç, AK Parti Şahinbey İlçe Başkanı Av. Hasan Teke, MHP Şahinbey İlçe Başkanı İlker Kızıklı, meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

28 ŞUBAT İLK DEĞİLDİ SON DA OLMADI

Yazar Yusuf Alabarda, 28 Şubat sürecinin askeri boyutuna da değinerek, “28 Şubat bu ülkedeki ilk darbe değildi ve son darbede olmadı. Sultan Abdülhamit Han tarafından dağlara çıkan Makedon komitacılarla mücadele etmesi için Manastır’a gönderilen Şevki Paşa’yı Manastır Postanesi’nde bir teğmen gelip alnın ortasından vurdu. Bu olay Osmanlı Ordusu’na yönelik yapılan ilk darbeydi. Eğer Atıf Kamçıl Osmanlı’nın isyanı bastırmak üzere gelen bir şanlı bir paşasını alnından vurduğu için bir fedai ise 15 Temmuz gecesinde de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Genelkurmay Başkanı’nın boğazını sıkanları yarın millet meclisine vekil olarak sokmak isteyecek bir zihniyetin hala diri olduğuna ve aramızda olduğuna inanıyorum. 28 Şubat sürecine baktığımızda ülkenin yüksek askeri şurasında generallik rütbesine terfi ettirilecek olanlarla ilgili hiçbir konuda fikir beyan etmeyen yönetim vardı. Bu durum ne zamana kadar devam etti? 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘Herkes haddini bilsin. Ben yüksek askeri şuranın bütün kararlarına katılacağım’ dediği güne kadar bu durum böyle devam etmişti” dedi.

28 ŞUBAT VE BAŞÖRTÜSÜ

Panelde konuşmacılık hem de moderatörlük yapan gazeteci Turgay Güler

, 28 Şubat sürecinden en çok etkilenen başörtülü kadınların yaşadıklarını anlatarak, “Bir akşam vakti, hava yağmurlu orduevinin dış duvarının önünde yüzü içeriye dönük insanlar duruyordu. Durumdan haberdar olan gazeteciler onların yanına gittiler ve mikrofon uzattılar. O insanlar başları örtülü olan kadınlardı. Gazeteciler, ‘neden bekliyorsunuz?’ diye sordular. Birisi dedi ki ‘Bir yakınımızın düğünü var, oğlu evleniyor. Bizi içeri almıyorlar’ dedi. Gazeteciler bir diğer kadına sordular o kadın ise ‘ Bir yakınımızın düğüne geldik ancak başımız örtülü diye bizi içeri almadılar. Biz de onun bu mutlu gününde en azından dışarıda da olsa yanında olmak istedik’ dedi. Bir diğeri bir diğeri derken bir köşede yere çökmüş perişan haldeki bir kadına mikrofon uzattılar. O kadın ‘ İçeride evlenecek olan benim oğlum. Ben onu kapıcılık yaparak okuttum, bu yaşa getirdim ve evlendiriyorum. Ben onun annesiyim beni de içeri almadılar” dedi. İşte 28 Şubat budur. O gün bu insanların çocuklarını, namaz kıldıkları, oruç tuttukları ve içki içmedikleri için tehlikeli görüp ordudan attılar” ifadelerini kullandı. 

“FETÖ BİR CIA PROJESİDİR”

Gazeteci Zafer Şahin, CIA’nın PKK ve FETÖ Terör Örgütü’nün oluşmasına katkı sunduğunu dile getirerek, “Türkiye’de tüm kötülüklerin anası darbelerdir. Bugün yaşadığımız ne kadar sorun varsa hepsinin çıkış noktası darbelerdir. 27 Mayıs ile başlıyor. 27 Mayıs’tan sonra ABD’de bir karar alınıyor ve barış gönüllüleri adı altında dünyanın 162 ülkesine sözde insani yardım götürmek, geri kalmış bu ülkeleri kalkındırmak amacıyla eğitmenler gönderiliyor. Aslında eğitmen filan değiller bunlar CIA ajanları. Bunlar Türkiye’ye de geliyorlar. Türkiye ile ABD arasında yapılan protokolle bu eğitmenlerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde faaliyet göstermemeleri kararı alınıyor. Ancak bu protokol askıya alınıyor ve bu sözde eğitmenler Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde faaliyet gösteriyorlar. Bu sözde eğitmenler 10 yıl Türkiye’de kalıyorlar. 10 yılın sonunda giderken yani 1970’lerde hem FETÖ Terör Örgütü’nün hem de PKK’nın kuruluş aşamalarına gelindiğini görüyoruz. FETÖ Terör Örgütü denilen şey kusursuz bir CIA projesidir.  FETÖ Terör Örgütü, CIA’nın kullandığı bir aparattır. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün hücrelerine sızmak üzere yetiştirilmiş işbirlikçi, hain ajanlardır” diye konuştu.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı