GÜNDEMYAZARLAR

KÖŞE YAZISI: “Hamza Mercanoğlu’nun Kaleminden”

ÖLMEK İSTEDİĞİ YER DE OLMALI KİŞİ VE OLMAK İSTEDİĞİ YER DE ÖLMELİ!..

-Duygusal mıyız?

-Sizi bilmem ama ben öyleyim!

“Sevgi, nefret, üzüntü, sevinç, neşe, mutluluk, mutsuzluk, aşk acısı, kara sevda yanığı” ve daha onlarca duyguları yöneten “Limbik Sistem”in beyin içerisinde birkaç gramdan ibaret olduğundan haberiniz belki de yoktu. İşte ben haber veriyorum!

 Üzerine tüm hayatımızı bina ettiğimiz arzu ve isteklerimizin muazzam büyüklüğünü  yöneten ve tasnif eden “Birkaç gram”lık mucize…

********

-İlahiyatçı bir dostumla sohbetimizde müthiş bir cümle kurmuştu! Aradan yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen bu söz belleğimde hep kaldı.

“Olmamamız gereken yer de olduğumuz için olmasını istemediğimiz şeyleri yaşıyoruz”

Bazen bulunduğumuz açıyı değiştirmek elzem bir mecburiyettir. Baktığımız yeri ve hatta durduğumuz yeri kendimizle tartışabilecek kadar cesur olmalıyız.

Cesaret de bu duygular cümlesindendir. Tıpkı korkmak gibi!

-Ayrıca korkmanın nesi ayıp? Şairin dediği gibi,

 “Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü..”

-Madem korkaklık ayıp değil, o zaman “Cesarete bu kadar övgü niye?”

Her ikisini de yöneten yarım santimlik bir “Limbik” değil mi?

********

Sosyal medya da genellikle kopyala yapıştır beylik cümleler doludur. İçlerinde özgün olanları ararım. Kişinin kendisine ait, kendi öz duygularıyla yazdığı cümlelere çok sık olmasa da rastlarım.

Tipik bir duygu avcısıyım denilebilir. Zira, en güzel söz yaşanmış hikayeleri anlatan cümlelerin içerisine gizlenendir.

-İşte o sözlerden biri şöyle idi;

 “Kişi ölmek istediği yer de olmalı ve olmak istediği yer de ölmeli kişi”

********

-Dünya’ya gelen her canlı için “yaşamak bir zorunluluk, ölmek ise mecburiyetler cümlesinden!”

Her canlı kendisine proğlamlanan hayatı yaşar.

İnsan için durum daha karmaşık. Zira “Zorunluluk ile mecburiyet” arasında kalan boşluğu doldurmak bir mecburiyet değil seçenek ve tercihlerden ibarettir.

İşte bu tercihleri belirleyen şey ihtiyaçlar ve en çok da duygulardır.

-Peki madem, yeniden soralım o zaman;

– Duygusal mıyız?

-Evet, kesinlikle!

-Çok abartmıyor muyuz bazen?

Bu kadar iştaha ne lüzum var bilader!

“İşte geldik, gidiyoruz!

“Hepi topu üç günlük dünya…”

Dert etme her şeyi, “Sal beynini”

“Madem ki kader, hem ne keder!…”

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı