ETKİNLİKGÜNDEMPOLİTİKA

HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu Gaziantep’te vatandaşla buluştu

Memleket gezileri programı kapsamında Gaziantep’e gelen HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu, halk ile buluştu.

Buluşmada halk ile bir araya gelen Yapıcıoğlu, vatandaşların sorun ve sıkıntılarını dinlemenin yanı sıra sorularını da cevaplandırdı.

Yapıcıoğlu’nun ziyaretinden duydukları memnuniyeti dile getiren vatandaşlar, sorunlarını dile getirip taleplerini anlattı.

Burada bir konuşma yapan Yapıcıoğlu, Türkiye’nin her tarafını gezip vatandaşlarla bir araya geldiklerini, sorun ve sıkıntılarını dinlediklerini söyledi.

HÜDA PAR’ın 2012 yılında kurulduğunu hatırlatan Yapıcıoğlu, yaklaşık 10 yıldır siyasette yer aldıklarını ve şu ana kadar parti olarak girdikleri her seçimde oylarını artırdıklarını söyledi.

Zamanında yapıldığı takdirde 2023’ün haziran ayında seçimin olacağını belirten Yapıcıoğlu, “Seçime hazırlık anlamında memleketi dolaşıyoruz. Dolaşırken bir yandan vatandaşların sorunlarını dinlemek, varsa taleplerini dinlemek ve not etmek, o sorunları henüz çözme makamında olmadığımız için sorunları çözme makamındakilere aktarmak. Yani bir anlamda halkın avukatlığını yapmak, vatandaşlar adına talepleri taşımak ve onun çözümü için işi takip etmek istiyoruz. Şu anda kendimize o misyonu biçiyoruz. Memleketin gerçek bir fotoğrafını çekmek istiyoruz. Herkes görmek istediği bir tabloyu önüne koyuyor, öyle resmediyor. Kimine göre memleket yangın yeri, kimine göre güllük gülistanlık. Ama aslında bu tariflerin önemli bir kısmı ideolojiktir. Güllük gülistanlık olduğunu söyleyenler de aslında güllük gülistanlık olmadığını biliyorlar. Yangın yeri olduğunu söyleyenler de aslında çok abartalı bir şey söylediklerini biliyorlar.” dedi.

“Biz dürüst olacağız, yalan söylemeyeceğiz”

Yapıcıoğlu, HÜDA PAR olarak yola çıktıkları ilk günden beri halkı kandırmayacaklarını söylediklerini ve bunu da kendilerine ilke edindiklerini belirterek, “Biz dürüst olacağız. Biz yalan söylemeyeceğiz. Allah’ın izniyle bizde alavere ve kandırmaca olmayacak. Biz ne görüyorsak olduğu gibi fotoğraf makinesinin objektifinin çektiği şekilde fotoğrafı olduğu gibi çekmek istiyoruz. Bizim gezilerimiz ajitasyon, ya da milleti bir tarafa, gerçeğe gerçek olmayanları da katarak bir yerlere yönlendirme çabası değildir. Meseleyi olduğu gibi anlama ve kendimizi de olduğumuz gibi vatandaşlara anlatma, vatandaşla karşılıklı

tanışmak, sorunlarını, sıkıntılarını dinleme ve kendimizi de vatandaşa anlatma, tanıtma hedefindeyiz.” ifadelerini kullandı.

“Vatandaşın HÜDA PAR’ı tanımasından korkuyorlar”

Çokça seyredilen TV kanalarının, ekranlarını HÜDA PAR’a pek fazla açmadıklarını belirten Yapıcıoğlu, “Belki vatandaşın HÜDA PAR’ı tanımasından korkuyorlar. Çünkü gözleri loş bir ışığa alışmış olanlar o alacak karanlık durumu aydınlık sanabilirler. Fakat gün ışığına çıktıklarında belki artık o loş ışık onları kesmez. Aydınlığın ne olduğunu görürler. Belki o yüzden HÜDA PAR’ın çok tanınmasını istemiyorlar. Fakat Allah’ın izniyle biz hak ve doğru bildiğimizi yılmadan, bıkmadan, usanmadan, çekinmeden dile getirmeye devam edeceğiz. İnşallah memleketin aydınlığa çıktığını hep beraber göreceğiz. Rabbim o günleri inşallah yakın etsin.” temennisinde bulundu.

HÜDA PAR’ın muhalefet anlayışı

HÜDA PAR’ın muhalefet anlayışı ile ilgili de bilgi veren Yapıcıoğlu, “Şu anda memlekette bir siyaset algısı var. Özellikle muhalefet partileri iktidarın yaptığı doğrulara da muhalefet etmeyi siyaset olarak düşünüyorlar. Ya da onların tabanları ve milletin genel bir kısmı da bunu normal karşılıyor. Fakat bizim muhalefet anlayışımız böyle değil. Biz doğru kimden gelirsen gelsin doğruya sahip çıkarız. Yanlışı da kim yaparsa yapsın o yanlışa karşı çıkarız. Bizim siyaset anlayışımız budur.” şeklinde konuştu.

Konuşmasının devamında gündeme dair de önemli değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, kapitalist sistemin sömürü sistemi olduğuna dikkat çekerek, zengini zengin, fakiri ise daha da yoksullaştıran ve mağdur eden kapitalist ekonomik sistemin değişmesi gerektiğini ifade etti.

Yapıcıoğlu, bütün dünyada geçerli olan ve uygulanan bir kapitalist ekonomik sistemin olduğunu ve bu sistemin sürekli fakirin, dar gelirlinin kendi emeği ile geçinenlerin, alın teri dökenlerin aleyhine işlediğine dikkat çekti.

Türkiye’de uygulanan vergi sistemi ile ilgili de bilgi veren Yapıcıoğlu, toplanan vergilerin yaklaşık üçte ikisinin dolaylı vergiler olduğunu ve bunun bir an önce düzeltilmesi gerektiğini belirtti.

Dolaylı vergilerin payının toplam vergi gelirleri içerisinde yükseldiğini dile getiren Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye’de nüfusun yüzde 20’si gelirin yarısını alıyor, yüzde 80’i ise diğer yarısını alıyor. Ama o yüzde 80 vergi yükünü taşıyor. O yüzde 80 verginin neredeyse tamamını sırtına almış, yüzde 20 gelirin yarısını almasına rağmen

yüzde 20 bile vergi vermiyor. Böyle bir sistem var. Biz bu sistemin değişmesi gerektiğini söylüyoruz.

“Yetimlere, yoksullara ve düşkünlere merhamet etmezsek Allah’ın merhameti bizden uzaklaşır”

İnsanların Allah’a şükretmeyi unuttuklarını belirten Yapıcıoğlu, “Korkum o ki Allah-u Teâla bu şükürsüzlükten dolayı üzerimizdeki nimetini çekip alsın. Allah muhafaza etsin. Eğer biz aramızdaki yetimlere, yoksullara ve düşkünlere merhamet etmezsek Allah’ın merhameti de bizden uzaklaşır. Bunların üstüne bir de hükümetin uyguladığı yanlış ekonomik politikaları, devletin ve devlet organlarının veya kamu kurumlarının yaptığı israfı ve yolsuzlukları koyun; burada başka bir tablo çıkmaz. Hükümet, ‘stokçular, fırsatçılar’ var diyor. Evet, stokçular ve fırsatçılar var. Eğer siz insanlarımıza, gençlerimize ve çocuklarımıza eğitim verirken ‘yükselen değer zenginliktir, kardeşim çok para kazanın, çok para kazanmak için türlü türlü yollar vardır’ derseniz; o da eline fırsat geçince çok para kazanmak için fiyatları katlar. Neden şikâyet ediyoruz? Birileri çok para kazanırken, birileri ay sonunu getiremiyor. Tencere boş kaynadığı zaman ya da tenceredeki aş miktarı azaldığında insanlar artık bazı şeyleri görmez olur. Eğer siz maneviyatı da kendi elinizle zayıflatmışsanız o zaman şikâyet etmeye hakkınız yok. Bunların çözümü var, kolay ve basittir, çok zor değil. Ama önce insanı düzeltmek lazım. İdarenin neyi önceleyeceği meselesi var.” diye konuştu.

“Çiftçinin rahatlatılması lazım”

Salgın süreci başladıktan bu yana tarım ve gıda sektörünün çok stratejik bir sektör olduğunu, Türkiye’nin gıda ve tarım noktasında kendisine yetebilen bir ülke olması gerektiğini ve bu konuda da hükümete defalarca çağrıda bulunduklarını anımsatan Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:

2 yıldır bu konudaki uyarılarımızı artırdık. ‘Gıda çok stratejik bir sektör’ dedik. Siz uçak, birçok savaş gemisi bile yapsanız, siz yerin altından altın çıkartsanız, çok katma değeri yüksek veya yüksek teknoloji ürünler de üretseniz ama siz eğer gıda konusunda geriye giderseniz, kendinize yetecek kadar gıdanız yoksa bir gün birileri sizi açlıkla imtihan eder, terbiye etmeye kalkar. Gıda sektörü stratejiktir; gıdaya önem verin. Çiftçi bir karış toprağını boş bırakmasın. Ama ekmeye de korkmasın. Toprağını eksin ve toprağını eken çiftçi zarar etmeyeceğini bilsin. Şimdilerde hükümet çağrılarda bulunuyor, farklı farklı makamlardaki yetkililer çiftçilere ‘bütün toprağınızı ekin, sakın toprağınızı boş bırakmayın’ diyor. Yat ile denizde tatile giden kişi yatın akaryakıtına ÖTV vermiyor ama çiftçi tarlasındaki kullandığı mazota ÖTV veriyor. Çiftçi mazotu daha pahalıya alıyor. Çiftçinin rahatlatılması lazım.

“Fiyatları aşağıya çekemiyorsanız o zaman gelirleri yukarıya çıkartmak zorundasınız”

Gıda fiyatlarında bir düzenlemenin yapılması gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, “Son dönemlerde bazı ürünlerin fiyatlarında fiyat sabitleme konusu konuşuluyor. Neticede bu fiyatların artmasının birçok sebebi var. Uluslararası piyasada fiyatlar artıyor. Döviz fiyatı artınca ve ikisi üst üste binince fiyatlar bir miktar oynar. Her tarafta enflasyon var ama Türkiye’deki enflasyon, özellikle gıda enflasyonu dışarıdaki enflasyon ile kıyas edilemeyecek boyuttadır. Bu konuda tedbir alınmak zorundadır. Eğer siz fiyatları aşağıya çekemiyorsanız o zaman gelirleri yukarıya çıkartmak zorundasınız. Bunun başka yolu yok. Asgari ücret açlık sınırının bir tık üstüne çıktı. Asgari ücrete yapılan yüzde 50 zam iyiydi ama şu anda yıllık enflasyon yüzde 60’ın üzerine çıktı.” dedi.

“Asgari ücreti artırmak için bir sene beklemeyin”

Asgari ücrete ek zam tartışmalarına da değinen Yapıcıoğlu, “Asgari ücreti artırmak için bir sene beklemeyin. Hükümet de şu anda onunla konuşmaya başladı, ‘biz gerekirse yeni bir düzenleme yaparız’ dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, ‘şu anda gündemimizde yok’ diyor. Sonra ‘gerekirse yaparız’ diyor. Sonra bir daha ‘biz şu anda asgari ücreti konuşmuyoruz, tartışmıyoruz’ diyor. Biz de; ‘haziran ayını beklemenize gerek yok’ diyoruz. Bunu yaparken işverene de fazla yük binmesin. Çünkü birileri eğer çok yük binerse belki bazı işçilerini çıkarmak zorunda kalacak. Çünkü reel sektör de zor durumda. Peki kim kazanıyor? Finans sektörü kazanıyor. Finans sektörü; hiçbir şey üretmeyen, para satandır. Para satılır mı? Satılmaz ama satılıyor. Karşılığında faiz alınıyor. Hepimiz faizcilere çalışıyoruz. Onlar semiriyor, biz aç kalıyoruz. Allah Hazreti Ali’den razı olsun, ‘Dünyanın bir köşesinde bir lokma ekmeğe muhtaç birisi varsa başka bir köşede mutlaka fazladan yiyen ya da stoklayan birisi vardır’ diyor. Başka bir sözünde de ‘fakirlerin ihtiyacı zenginlerin israfı kadardır’ diyor. Bunların önüne geçilerek durum düzeltilebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı