GÜNDEMYAZARLAR

KÖŞE YAZISI: Hamza Mercanoğlu’nun kaleminden “EL İNSAF” LI OLMAK YA DA BARIŞ YARKADAŞ”

 

Canlı televizyon programında bugüne kadar örneğine hiç rastlanmamış demeyeceğim zira 90’lı yıllarda hepimizin hafızasına kazınan benzer bir olay yaşamıştık. Medyum Memiş, Medyum Keto’yu canlı yayında tokatlayarak tarihe geçmişti…

Aradan geçen onlarca yıl sonra televizyon ekranlarında bir Milletvekili ve korumalarının alenen darp ettiği ve ettirdiği bir hadiseye bir kaç gün önce üzülerek ve şaşırarak şahit olduk.

Olay zaten herkesin malumudur, detayda boğmanın alemi yok. Kısaca özet geçeyim; DP Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili sıfatıyla açık oturuma katılan Cemal Enginyurt, yıllardan bu yana televizyon ekranlarından tanınan gazeteci Latif Şimşek ile hararetli bir tartışmanın içine girer. Ardından hışımla yerinden kalkan Enginyurt canlı yayında milyonlarca vatandaşın gözü önünde gazeteci Şimşek’e korumalarıyla birlikte saldırır ve darp ederler…

Bu hadise de ismi geçen dayakçı Milletvekili ve korumalarının yaptığı “Magandalığı” etik ve benzeri kavramlarla yumuşatıp, meseleyi sıradan bir “Öfke patlaması” veya “Ya işte kavga anında yaşanmış şeyler” cümlesinden masumlaştırmaya hiç niyetim yok!

Tek kelimeyle “İğrenç, pejmürde ve maganda” tarzı bir saldırıydı. Ne yazık ki, saldıran sıradan bir kişi olmayıp, onbinlerce vatandaşın oyu ile seçip TBMM’ye gönderdiği bir Milletvekili idi…

Asıl söylemek ve yazmak istediğim, bu saldırı sonrası yaşananlardır..

Televizyon ekranında gerçekleşen bu olayın şahsen bana öğrettiği çok önemli bir ders var!

“İnsanlık..!”

***************

Barış Yarkadaş ile hiç bir ortamda beraber olmadım. Kendisiyle yüz yüze hiç tanışmadım, görüşmedim. Zaman zaman sosyal medya da paylaşımlarını takip ederim. İdeolojik olarak farklı mahallelere mensubuz ve paylaşımlarına bir çok kere sosyal medya aracılığıyla cevap yazmışlığım vardır. Hatta hakaret barındırmayan sert cümlelerle muhalefet ettiğim cevaplarda yazmışımdır.

Barış Yarkadaş, düne kadar zihnimde  “Karşı mahalleden bir muhalif” hatta biraz daha ileri gidip “Din düşmanı bir partinin mensubu” olarak tahayyül ettiğim sıradan bir gazeteciydi.

Yaşanan olayın ardından Barış Yarkadaş öyle bir şey yaptı ki, samimiyetle ifade etmek isterim ki, kendisi hakkındaki tüm algılarımı darma duman etti!

Fikri platformda kendisiyle moda mod zıt kutuplarda olan olan Latif Şimşek’e destek verirken, aynı taraftan, yani  6’lı masanın bir üyesi olan Enginyurt’un haksızlığını kıvırmadan, kem küm etmeden mertçe haykırdı!…

Vallahi, hem şaşırdım hem de bu olay öncesi Barış Yarkadaş’a olan on yargılarımdan dolayı utandım! Latif Şimşek’i henüz kendisi gibi düşünen siyasetçiler, sendikalar, vakıflar, şunlar, bunlar bile savunmadan, Barış Yarkadaş ulu orta haykırarak ve samimiyetle savundu..

Gayri ihtiyari bir cümle etti kendime, kendim;  “Yahu bi durun hele, biz insanız, insanmışız biz…!”

***************

12 Eylül’ü gayet iyi hatırlıyorum. 16 Yaşında bir genç idim o zamanlar. Liseye yeni başlamıştım. Ülke de her gün bir ya da bir kaç siyasi cinayet işlenirdi. Anlaşmışlar gibi; “Sabah solcular öldürürse, akşama muhakkak sağcılar öldürürdü birilerini”

Ne ölen öldüreni, ne de öldüren öleni tanırdı genellikle!..

Yıllar sonra acı bir gerçeği öğrendik: “Sabah sağcıyı öldüren silah, akşam solcuyu öldürürmüş!..” Silahı kullanan değişirmiş sadece…

Maraş’ta, Çorum’da, yüzlerce insan mezhep ve terör cinayetine kurban gitti. İçlerinde kadınlar, çocuklar ve masum insanların olduğu yüzlerce cana kıyıldı. Eminim ki, yine ne öldüren öleni, ne de ölen öldüreni bilmiyordu…

28 Şubat’ta beni duşüncelerimden dolayı, sadece başörtüsünü savunduğum için hapse atanlar beni tanımıyordu bile. Tıpkı benim onları tanımadığım gibi!

Başbağlar’da terör örgütü onlarca masum insanı cami çıkışında kurşuna dizdi!

Hakeza Sivas’ta yakılan insanlar…

Ne uğruna, kim için?

“Kutuplaşma, nefret ve kaos..”

Bir anda herkesin birbirinden nefret ettiği, ve canına diş bilediği bir dünyaya dönüşüyordu ülke toprakları. Peki ne uğruna?

Kaos tellalarının çıkarları için sarf ettikleri cilalı bir kaç sloganına aldanan yığınlar kime ve neye hizmet ettiklerinin bile farkında olmadan “Ölmeye yahut öldürmeye” gidiyorlardı.

Kimi?

-Bilmem! Tanımıyorum ki abi!..

***************

Son yıllarda hiç olmadığı kadar kutuplaştık. Toplum olarak ayrıştırıldık ve birbirimize “Ötekileştirildik”

Siyasetin dili ve üslubu o kadar bayağılaştı ki, evde çocuklarımızla siyasi tartışma programları bile izleyemez hale geldik.

Hemen hemen her gün saçma sapan sebeplerden cinayet işleyen sosyopatları, kadın cinayetlerini, çocuk tecavüzlerini, kavgaları, gasp, darp, hırsızlık vakalarını duymak ve izlemek ruhumuzda derin travmalar açıyor artık.

Şahsen adli haberleri hiç izlemiyorum. “Durduramadığım kavgaları, önleyemediğim cinayetleri, müdahil olamadığım zulümleri izlemenin bana ne yararı var?”

Bir kaç gün önce televizyon ekranlarında bir kavga yaşandı!

Bir Milletvekili, bir gazeteciyi canlı yayında darp etti!

Bu kavga beni kavgalı olduğum diğer tarafımla barıştıracak şeyler fısıldadı bana…

Barış Yarkadaş’ın “insancıl ve adil” duruşu, önyargılarımı tokatladı!

“Biz insanız. Farklı düşünebiliriz. Farklı gülüp, farklı hissedebiliriz. Farklı türkülerden hoşlanabiliriz. Farklı takımları tutup, farklı kokular sürebiliriz. Farklı filmlerden, farklı oyunculardan hatta farklı yemeklerden hoşlanabiliriz.”

Yahu tamam da: Tüm bunlar bizi “En fazla insan yapar!”

Farklı siyasal tercihlerimizde olabilir ve farklı liderlere güvenip, farklı partilere oy verebiliriz.

Bu da bizi “En fazla insan” yapmalı!

Yahu biz birbirimizi ne adına bölüp bölüştürüp, ayrıştırıp ötekileştiriyoruz ki?

Karşı daire de bir komşum var. Aile Süleymancı. Sosyal medya dan paylaşıyor birileri “Süleymancılar falanca Parti’ye oy vermiyor haa!”

-Bana ne! Bana ne kardeşim! Ben tuzum bittiğinde o komşumdan istiyorum. Ev de olmadığım zaman ailemin, çoluk çocuğumun başına bir şey gelse ilk o komşumun yetişeceğini biliyorum…

Alt katımda ki dairede oturan aile büyük ihtimalle CHP’li. Bulunduğum blokta 47 daire var ve her birisinin ideolojisi, dünya görüşü ve hatta ahiret inancı bile birbirinden farklı olabilir. Biz, suyumuz kesildiğinde AK Parti’li veya CHP’li komşumuz hangisi diye düşünmüyoruz. Çalıyoruz kapıları, hangisinde varsa ondan alıveriyoruz…

Geçenlerde karşı bloktan bir daire de yangın çıktı ve blokta oturan herkes yangını söndürmek ve aileye yardımcı olmak için bir biriyle yarıştı. Hiç kimse evi yanan kişilerin hangi partiye ya da inanca mensup olduğunu sormak bir yana aklından bile geçirmedi..

Hülasa; Biz insanız. Alışveriş yaptığım bakkalım başka partiden, traş olduğum berber başka bir partiden ama biz hepsiyle dostuz. Zira her biri hayatımızın bir yerinde var ve yaşamayı birbirimize kolaylaştırıyoruz. Biz insanız çünkü!

Barış Yarkadaş’a göstermiş olduğu mert, hakkaniyetli ve adil tavrından dolayı, en çok ta bana kendimle muhasebe etme fırsatı sunduğundan dolayı gönülden teşekkür ediyorum.

Yanlış anlaşılmaması bakımından şu notu da düşmek isterim; Latif Şimşek ile de tıpkı Barış Yarkadaş ile olduğu gibi hiç tanışmadım, görüşmedim ve konuşmadım. Burada konu ettiğim ve alkışladığım Barış Yarkadaş’ın ilkeli tavrınadır. Aksi halde Latif beyle ideolojik benzerliğimizden yola çıkarak yazdığım bir yazı değildir. Vakti zamanında Mustafa Balbay hapse girip çıktığında da kendisine “Geçmiş olsun” dilekli bir köşe yazısı neşretmiştim. Tarafımız mazluma, haklıya, Övgümüz “Adalete” yergimiz ise zalime ve  “Zulmedir!”

Adil duruş kimden gelirse alkışlanmalı, zulümde kimden gelirse zımmedilmelidir! Ancak bu şekilde hakkaniyetli ve yaşanabilir bir dünya meydana getirebiliriz. Çocuklarımıza miras bırakacağımız daha güzel bir dünyanın yegane yolu onlara her fırsatta “İnsan olduğumuzu ve başkalarınında bizim gibi insan olduğunu hatırlatmak olacaktır”

Bu arada şunu da hemen söylemeliyim ki; Siyasi tercihim değişmedi. Barış beyin siyasi tercihinin değişmesini de beklemiyorum. Fikri mücadelemiz elbette bakidir. Ama “İnsanca, saygı ile, erdemli, etik, kavgasız ve gürültüsüz…

 

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı