YAZARLAR

Yoh yassah!

"Yoh yassah!"... Kuruluşundan bu yana yasaklar üzerine bina edilmiş bir sistem ve onun kurucusu bir Partiden söz ediyoruz.

“Yoh yassah!”… Kuruluşundan bu yana yasaklar üzerine bina edilmiş bir sistem ve onun kurucusu bir Partiden söz ediyoruz. Çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmak adına, yaptığı kılık kıyafet devrimiyle, halkının şalvar ve “Köyneğini” devirip, yerine pantolon, gömlek ve üstüne de “Lengir şapka” geçiren en büyük devrimcidir CHP!
Ama esas devrimi “Harf inkilabı” ile sağlamıştır! Zira bir gecede halkının tüm bildiklerini “Yoh” Sayıp, “Arapça yazı yasak” talimatıyla halkı ümmi bırakmak her devrimciye nasip olmayacak bir mürüvvet olsa gerek. (Latin harfini öğrenmekten rahatsız değilim, ancak, bunu öğretmenin yolu, diğerini yasaklayarak olmasa gerek. Halkımızın zeka seviyesi, her ikisini de öğrenecek kabiliyetteydi. İtirazım bunadır.)

Geçiş dönemi diyorlar ya! Hani İstiklal mahkemelerinde ipe çekilen 5000 kişi için. Çoğu, zamanın uleması ve basılmış onlarca kitabı olan aydın. Hele birisi var ki, idam ediliş gerekçesi tam bir kara mizah! İskilipli Atıf Hoca ismindeki meşhur zat. Şapka kanunundan çok önceleri yazdığı bir risalesi var. “Batı mukallitliği” ismindeki Risalesinden dolayı suçlanan bu zat, kanuna muhalefetten, idam cezasına çarptırılır. “Üç Ali’lerin, üç maymunu oynadığı İstiklal Mahkemesi” Tiyatrosunda sergilenen en trajikomik oyun bu olsa gerek…!

Keşke bununla bitse. Hayır, bitmeyecektir! CHP’nin Milli Şef’li “Yassah” yılları daha yeni başlamaktadır. “Varlık vergisi” Adı altında çıkartılan yasa ile, tek suçu zengin olmak olan ailelerin malları, mülkleri, ellerinde ne varsa alınmış, yetmemiş, toplanan ganimetler CHP’nin kurmayları ve tüccarları arasında bölüşülmüştür. Çok acınası dramatik hayat hikayeleri vardır bunların içerisinde. Mesela Ermeni bir aile, sahibi oldukları otelde işçi olarak yevmiyeyle çalışmak zorunda bırakılmıştır. Bu yaşanmışlık bilgileri o döneme ait arşivlerde, kütüphanelerde bol miktarda bulunmaktadır.

Sonra çok partili döneme istemeden de olsa geçiş, bu Partinin zulmünden illallah demiş halkın Menderes’in DP’sine hücum edişi ve peşinden kısada olsa bir refah dönemi… Ne var ki, seçimi kaybeden CHP, çareyi anti demokratik yollarda aramaya başlayarak,meşhur 27 Mayıs darbesinin gölgesinde belirmiştir. Her ne kadar bu hazin darbe ile bir ilgilerinin olmadığını söyleseler de,bu yakınlarda ortaya çıktı ki, bu darbenin her yerinde kendileri var!

Daha sonra her on yılda bir gelenekselleşecek olan askeri darbelerin hiç birisine karşı çıkmamış, zaman zaman onlara destek vermiş bir CHP’den söz ediyoruz! Üniversite kapılarında, ikna odalarında zorla başları açılmak istenen kız öğrencilerinin uğradığı zulümler karşısında, sessiz kalmaktan öte, tüm bunların arkasında olan CHP’den söz ediyorum! AK Parti’nin hükümet olmasından sonra, genelgeyle ortadan kaldırdığı,Kamu kurumlarındaki başörtüsü yasağına, akşam “Biz de başörtüsünün serbest olmasından yanayız” deyip, sabahına soluğu AYM kapısında alan CHP’den söz ediyorum..!

28 Şubat Post modern darbesinin baş kahramanı olan ve 27 Nisan internet muhtırasının kışkırtıcısı CHP için özgürlüklerin ne anlama geldiği ve “Kime özgürlük” olduğu, tarihi seyri içerisinde “Kabak” gibi ortadadır. Jakoben ve dipçikli bir özgürlüğün mimarıdır CHP! Bildiği ve uyguladığı en iyi özgürlük modeli ” Keyfi yasaklarının halka güzellikle veya cebren kabul ettirilme” Özgürlüğüdür!
Şimdilerde bir referandum öncesi yine “HAYIR” demektedir! Aslında Türk halkı buna hiç şaşırmadı! Zira bugüne kadar yaptığı icraatlar ile Milletine hep sırt dönen CHP, bir kereliğine de olsa bu milleti şaşırtabilirdi oysa! Ama yapmadı, yapamadı, yaptırtılmadı..!

Anayasa değişikliği paketini, kendi tabanına “Öcü” Kabilinden gösteren CHP içerisinde, eminim ki, değişiklik yapılacak maddelerin tümünü hala okumamış ve bu hususta ki bilgisi sadece Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında anlattıkları kadar olan Milletvekilleri var! Oysa değişikliği içeren maddeler de, kişisel özgürlüğü kısıtlayan hiç bir öge bulunmadığı gibi, düne kadar yargılanması sadece yüce divan yoluyla ve ancak “Vatana ihanet” suçuyla cezalandırılabilecek Cumhurbaşkanını sorumlu kılan ve yargılanmasına ön açan maddeler var!

Referandum paketinin iy anlatılmadığı ve tartışılmadığı yönünde düşünenlerle hemfikirim. Halka anlatılmalı. Bu konuda AK Parti yönetenlerine büyük sorumluluk düşmektedir. Sandıklar halkın önüne geldiğinde evet diyen neye evet dediğini ve hayır diyen neye hayır dediğini bilmelidir.Şahsen, halkın bu değişiklik hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunda, CHP ve HDP tabanından bir çok seçmenin “Evet” oyu kullanacağını düşünüyorum. “Kişi bilmediğinin düşmanıdır”düsturunca, bilmekten ve anlamaktan, hakikat asla zarar görmez ve hakikatin yolu tektir.

Ben referandumda “Evet” diyeceğim. Çünki, değişiklik yapılacak maddeleri teker teker okudum ve gördüm ki, bu değişiklik Türkiye’nin yolunu açacak, tam bağımsızlık anlamında ülkeme güç katacak, en önemlisi, hantal bürokrasiyi ortadan kaldırarak, Partili ve sorumlu bir Cumhurbaşkanı ile daha müreffeh bir Türkiye’ye giden yolu kısaltacaktır.

Dipnot: CHP’li Milletvekilinin 1.200.000 TL telefon faturasını belirtmeye bile gerek görmedim. Zira bu CHP tarihinde, deve’de kulak bile kalmaz. Örnek mi; Geçmişte ki “İSKİ” Skandalına ne buyurursunuz?

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu, 1962 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Gaziantep'te yaptı. 1981 yılında askerlik görevini Ağrı ilinde tamamlayarak askerlik dönüşü evlendi ve yaşamını Avrupa'da sürdürme kararı aldı. İsviçre, Almanya ve İtalya'da uzun yıllar kaldı. 1993 yılında yeniden ülkeye dönüş yaparak aktif gazeteciliğe başlayan Mercanoğlu, aynı yıl “Vahdet fm” isimli radyoyu kurarak 2000 yılına kadar devam ettirdi. 28 Şubat darbesi mağdurlarından olan Mercanoğlu, 1998 yılı Ekim ayında “Başörtüsüne verdiği destek sebebiyle” TCK'nın 312/b maddesine muhalefetten ( Düşünce suçu) Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanarak cezaevine konuldu
Bir müddet hapis yattıktan sonra suçsuz bulunarak tahliye oldu. Ne var ki hapisten çıktıktan sonra da dönemin darbeci güçleri tarafından yapılan psikolojik baskılara daha fazla dayanamadı ve yurt dışına kaçarak 2 yıl Londra'da ikamet etti. İngiltere'de kaldığı zaman içerisinde ingilizce eğitimi aldı. Orta derecede İngilizce bilen Mercanoğlu, Londra'da yayımlanan Olay gazetesinde “03 Yazıları” başlığı altında makaleler neşrederek gazetecilik hayatını devam ettirdi.
2002 yılında yeniden Türkiye'ye döndü. Bir müddet ticaretle meşgul olduktan sonra Genç Kalemler adında haftalık bir gazete çıkarttı. 3 yıl aralıksız çıkan gazeteyi daha sonra maddi olanaksızlıklar sebebiyle kapatmak zorunda kaldı. Yerel ve ulusal gazetelerde makaleler yazmanın yanı sıra, zaman zaman radyo ve televizyon kanallarında siyasi yorumculuk yaptı.
Evli ve 8 çocuk babası olan Hamza Mercanoğlu, halen Gaziantep'te günlük yayımlanan Referans gazetesi ve ulusal yayımlanan Milat gazetesinde köşe yazıları yazmakla birlikte, Bahartürk TV'de siyasi yorumculuk yapmaktadır. Ayrıca, aylık olarak yayımlanan Times of Turkey adlı derginin Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürütmektedir

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir