Neydek
YAZARLAR

Yağ satarım, bal satarım!

Kemal Sunal film hediyeli ve dört kavanozu 100 Liraya olanından bahsetmiyorum.

Kemal Sunal film hediyeli ve dört kavanozu 100 Liraya olanından bahsetmiyorum. Karadeniz’de yüksek kayalıklarda yetişen ama ismini bir türlü hatırlayamadığım, bu arada Google dada tüm aramalarıma rağmen ismini bir türlü bulamadığım, şifa niyetine yenen en pahalı baldan hiç bahsetmiyorum. (yazıyı bitirmiştim ki hatırladım. Anzer balıydı, evet, evet. Anzer)

İlkokula gittiğim çocukluk yıllarımdan hatırımda kalmış bu replik, belli ki keyif aldığım bir oyundu. Hani öğretmen, bizi kızlı erkekli bir çember şeklinde yan yana oturtup, içimizden birisini seçerdi, ve sonra o seçilen, kollarını yanlarına doğru açarak şarkı söyler edasıyla “ yağ satarım, bal satarım, ustam öldü, ben satarım” diye bağırarak koşar, en sonunda da birisinin omuzuna vurarak kendisi yerine oturur ve oyunun devamını sağlardı ya. Bu oyun böylece uzayıp giderdi, ta ki teneffüs zili çalıncaya kadar…

Seçim dönemlerinde “usuldendir”, irili ufaklı tüm Parti’ler halka yakınlaşır ve vaatlerin bini bir paraya havada uçuşur. Geçtiğimiz genel seçimlerde aklımda kalanlardan bazıları dudak uçuklatan cinsten! Mesela bir Parti lideri “ herkese ama herkese aylık maaş” bağlayacağını söylemişti! Bir başkası köylülere şirin görünme ihtiyacı hissetmiş olacak ki “ mazotun fiyatını 1 Liraya” düşüreceğini açıklamıştı!

Benzer uçuk hikayeler uzayıp gider. İşin asıl enteresan tarafı şu ki; Bu vaatleri veren adamlar, yanlarına, isimlerinin başında kocaman harflerle “PROF.” yazan kocaman herifleri alırlar! Amaç ciddi görünmekse eğer, aslında doğru yapıyorlar.

Temel felsefe şu olsa gerek “biz bu halka ne söylesek onu yer!…”  Yemiyor işte! Bak eğer yeseydi bugün mecliste olmaz mıydınız? Naylon dolmalarınıza kanmıyor halk. Daha kansın mı? Bunca darbe görmüş, 70 li yılların tüp kuyruklarını yaşamış, her futbol maçında Milli takımın attığı gole sevinemeden “ zam havliyle” sevinci kursağında kalmış, hülasa yerin yedi kat altına girmiş çıkmış bir halk, eğer yutsaydı bu “ fasa fiso” ları yuh diyecektim!

Halkı boş vaatlerle kandırıp, beş yılda bir “yağlama yıkama” vaziyeti alacağınıza, adam gibi politikalar üretseniz olmaz mı ağalar?

Mesela, 12 yıldır ülkeyi yöneten bir Parti’ye, sırf muhalefet edip inat yapacağız diye ak’a kara, kara’ya da ak demeseniz ne olur? Tabiatınız elvermiyor! Haklısınız, bu bir kişilik meselesi. Demokrasinin işlemediğinden dem vuruyorsunuz! Tamam, kabul. Belki demokrasimiz topallıyor, ancak, Demokrasilerin başarıyla temsil edildiği ülkelerde, işleyişin tek mesulü iktidar partileri midir? Gözünüzü açın da orada ki muhalefet Partilerine de bir bakın! Milli menfaatlerin ulusal beraberlik gerektirdiği durumlarda, nasıl bir araya gelip tek yumruk olduklarını bir görün. Ya siz? Yapmayı en iyi bildiğiniz şey “ecnebilere şikayet” Çok çakalsınız!..

Ülkenin en gizli bilgileri, yabancı ülkelere alçakça servis edildiğinde bile sesiniz çıkmadı. Darbelere itiraz bir yana “Ordu göreve” çığırtkanlığı yaptığınız pankartlar hala durur arşivimde.

Siz ne ayaksınız hoca?

Televizyonda ki adam canhıraş bağırıyor “ Yüz liraya, bir değil, iki değil, üç değil, dört değil, beş hiç değil, altı da neymiş, yedi sandıysanız yanıldınız, tam sekiz kavanoz bal veriyorum”…. Ve mecliste teneffüs biter, haydi oyuna “yağ satarım, bal satarım…” 

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu, 1962 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Gaziantep'te yaptı. 1981 yılında askerlik görevini Ağrı ilinde tamamlayarak askerlik dönüşü evlendi ve yaşamını Avrupa'da sürdürme kararı aldı. İsviçre, Almanya ve İtalya'da uzun yıllar kaldı. 1993 yılında yeniden ülkeye dönüş yaparak aktif gazeteciliğe başlayan Mercanoğlu, aynı yıl “Vahdet fm” isimli radyoyu kurarak 2000 yılına kadar devam ettirdi. 28 Şubat darbesi mağdurlarından olan Mercanoğlu, 1998 yılı Ekim ayında “Başörtüsüne verdiği destek sebebiyle” TCK'nın 312/b maddesine muhalefetten ( Düşünce suçu) Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanarak cezaevine konuldu
Bir müddet hapis yattıktan sonra suçsuz bulunarak tahliye oldu. Ne var ki hapisten çıktıktan sonra da dönemin darbeci güçleri tarafından yapılan psikolojik baskılara daha fazla dayanamadı ve yurt dışına kaçarak 2 yıl Londra'da ikamet etti. İngiltere'de kaldığı zaman içerisinde ingilizce eğitimi aldı. Orta derecede İngilizce bilen Mercanoğlu, Londra'da yayımlanan Olay gazetesinde “03 Yazıları” başlığı altında makaleler neşrederek gazetecilik hayatını devam ettirdi.
2002 yılında yeniden Türkiye'ye döndü. Bir müddet ticaretle meşgul olduktan sonra Genç Kalemler adında haftalık bir gazete çıkarttı. 3 yıl aralıksız çıkan gazeteyi daha sonra maddi olanaksızlıklar sebebiyle kapatmak zorunda kaldı. Yerel ve ulusal gazetelerde makaleler yazmanın yanı sıra, zaman zaman radyo ve televizyon kanallarında siyasi yorumculuk yaptı.
Evli ve 8 çocuk babası olan Hamza Mercanoğlu, halen Gaziantep'te günlük yayımlanan Referans gazetesi ve ulusal yayımlanan Milat gazetesinde köşe yazıları yazmakla birlikte, Bahartürk TV'de siyasi yorumculuk yapmaktadır. Ayrıca, aylık olarak yayımlanan Times of Turkey adlı derginin Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürütmektedir

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek