Neydek
YAZARLAR

Sıramızı savmadan önce!

Siyonizm ve Emperyalizm kardeşliğinin hizmetkârları, İslam coğrafyalarının tamamına yakınında işbirlikçi liderler olarak görev almaya devam ediyor!

Tarih, 17 Aralık 2010’u gösterirken ise dünyaya, 26 yaşındaki Tunuslu Muhammed Buazizi adını duyuracak acı bir hadise yaşandı. İş bulamadığı için pazarda meyve ve sebze satarak ailesini geçindirmeye gayret eden bir gençti Buazizi! O gün ise sadece pazarda değil hayattaki de son çalışma günüydü. Zabıtalar ile güvenlik güçleri tezgâhına el koymak isteyince onlara direnmiş, maruz kaldığı şiddet, hakaret ve aşağılanma nedeniyle kendini yakmıştı. Buazizi, vücudunun yüzde doksanı yanmış bir halde hastaneye kaldırılmış ancak kurtulamayarak 4 Ocak 2011’de yaşamını yitirmişti. Bir gün sonra halk tepkisini göstermek amacıyla sokaklara inerken Tunus’ta diktatörlere ve sömürüye karşı başlatılan bu halk ayaklanması Kuzey Afrika ile Ortadoğu’yu etkisi altına almıştı. Demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinin adı olan Arap Baharı ise bir süre sonra kışa çevrildi. Yeni işbirlikçiler, işgaller ve bölünmeler Ortadoğu’nun sınırlarını yeniden çizmeyi hedefleyenlerin başarısı oldu!

Özellikle Mısır, Libya, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde yaşam eskisinden çok daha kötü! Etnik ve mezhebi farklılıkların körüklenmesi sureti ile ümmet olgusundan uzak yığınlar ile mücadeleye ek olarak ise Afganistan ve Irak işgallerinin bahanesi olan El Kaide rafa kaldırılarak İŞİD sahaya sürüldü. İslam’ın öğretileri ile taban tabana zıt olan bu örgüt, görevi icabıyla da hep Müslüman coğrafyalarda faaliyetlerini yürütüyor.


Örgütün, Suriye’de bazı bölgeleri ele geçirip kolayca PYD’de bırakması, Türkiye’nin sınırında İsrail benzeri bir terör devleti kurma planlarına desteğin en bariz göstergesi. Yeri geldiğinde Gazze sınırına kadar dayanıp direnişi kırmaya çalışarak, İsrail’in güvenliği adına çabalaması da özün dışa vurumu! İşin üzücü tarafı; adı bugün İŞİD olur yarın başka bir şey, böylesi örgütleri kuran şer ittifakının her defasında başarıya ulaşıyor olması.


 

Yöntem bile değiştirme gereği duymayanlar karşısında hep aynı meseleleri sadece konuşmak ve hiçbir şeyin değişmemesi büyük bir zillet olarak yakamıza yapışmış durumda! Ama kimsenin yeterince bu tablodan rahatsız olmaması her geçen gün gafleti daha da arttırıyor. Mısır ve Bangladeş gibi ülkelerde idamlar gerçekleştirilirken, (Allah korusun) seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi ve üst düzey İhvan üyeleri de bir sabah kalktığımızda darağacına gönderilebilir. Sadece Türkiye’nin tek başına mücadelesi de yeterli olmuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “one minute” çıkışından bu yana ülke, tüm küresel güçler ile kapalı bir savaş halinde.

Suruç bahanesi ile PKK’nın yeniden terör eylemlerini arttırması neticesinde Kandil’e yönelik hamle, İŞİD’e destek yalanı üzerinden Türkiye ile PKK’yı aynı safta gösterme ve bununla birlikte Irak benzeri bir yapılanmanın Suriye’de de uygulanmaya konmasını geciktirdi. Fakat yarınlar için B-C-D planlarını şimdiden yapanların karşısında rehavete kapılmış, dağınık bir ümmetin tek ses olması yakın gelecekte de zor gözüküyor. Mesele sadece Ortadoğu’nun dünyadaki enerji kaynaklarının %64’üne sahip olması değilken günümüzün Haçlı zihniyeti ile başa çıkmak için öncelikle Müslümanların bu dünyaya neden geldiğini hatırlayıp sonra nasıl yaşadığına bakması gerekiyor. Sonuçta bir toplum kendini değiştirmediği sürece Allah da onları değiştirmez! İsrailoğulları var olma savaşında Müslüman kanı akıtılmasını başarı hanesine yazarken sıramızı savdığımız gün ise bizim de sonumuz olacak… Sonun başlangıcında nerede durduğumuza bir kez daha bakmaya ne dersiniz?

Arzu Erdoğral

Arzu Erdoğral

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek