Neydek
YAZARLAR

Rusya’nın Suriye’de işi ne?

İşe yararmı bilmem ama söyleyeyim bari “Bay Putin, siz Suriye'ye uçaklarınızı göndermeseydiniz Türk uçakları onları asla vurmayacaktı.”

Türkiye çok ciddi bir sınavdan geçiyor. Yakın tarihte iktidar üzerinde hakimiyet kuran vesayetlerden tam kurtuldu diyecekken meşhur Aralık darbe girişimleri, hemen akabinde paralel yapılanma denilen bir başbelası! Ve üstüne tuz biber DAEŞ ve PKK terörü!

Bu kadarıda fazla artık diyecekken, küresel egemenlerin Suriye üzerinde oynadıkları türlü oyunlar ve elbette ucunun gelip dayandığı yer Türkiye.

Yaklaşık 900 km.lik sınıra sahip olduğumuz Suriye ile tarihsel süreç içerisinde, dini ve kültürel bağların yanı sıra, orada yaşayan Türkmen nüfusun yoğunluğu bakımından aynı zamanda akrabalık bağıda   bulunan Türkiye, bahsi geçen ülke ile bu kadar yakın iken,her ne hikmetse, bu ülkeyle bir metrekarelik bile sınırı olmaması bir yana, binlerce kilometrelik deniz aşırı yerlerden gelip saltanatlarını ilan eden ülkelere “ Hastirr” demekten öte söyleyecek söz varmıdır acep?

Gerekçe çok basit; “Ülke güvenliği ve ulusal çıkarlar” Tüküreyim sizin çıkarlarınıza! Yahu Suriye mesafe bakımından ateş topu olsa, sizin ülkenize bir kıvılcım ulaşmaz iken, nasıl oluyorda Suriye’nin iç savaşı sizin milli güvenliğinizi tehdit ediyor ki?

Türkiye’nin dışında neredeyse tüm gelişmiş ve az gelişmiş ülkelerin cirit attığı Suriye meselesi Türkiye için tam bir kambur ve artık halledilmesi kaçınılmaz bir sorun olmuştur. Rusya’nın Suriye’ye geliş gerekçesi DAEŞ’le mücadele olarak lanse edilmesine rağmen, Esed rejiminin olası bir müzakerede elini askeri açıdan güçlendirmek amaçlı saldırılar yaptığı ilk günden bu yana bilinmektedir.

Özellikle sivillerin hedef alınması ve DAEŞ terör örgütünün hemen, hemen hiç olmadığı bölgelerde Suriye’li muhalif grupları yok etmek amaçlı yapılan saldırılar ve en son Bayırbucak Türkmen bölgesinin şiddetle bombardımana tabii tutulması, Rusya’nın asıl amacının terörle mücadele olmayıp, bilakis, Esed rejiminin hakimiyet bölgesini genişletmek ve özellikle Lazkiye- Antakya arasında kalan Bayırbucak Türkmen Dağını ele geçirerek, Esed rejiminin Türkiye sınırında bir tehdit oluşturabilmesine çanak tutmak ya da, olası bir bölünmede Esed’in kendisine ayırdığı Lazkiye’nin sınırlarını genişletmek amaçlı bir operasyon olduğu ortaya çıkmıştır.

İç savaşın başladığı günden bu yana, Türkiye hükümetini ve Devletini suçlayan iç ve dış muhalefetin, özellikle Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın Suriye’li sığınmacılara ve Suriye muhalefetine verdiği desteği terörizme verilen bir destek gibi göstermeye çalışması asla bir tesadüf değildir. Bu tamamen bir algı operasyonudur. Türkiye Devletinin eli ve desteği Suriye’li mazlumların üzerinde olduğu müddetçe, bu coğrafyada istedikleri gibi at koşturamayacaklarını çok iyi bilen Batı, Türkiye’nin direncini kırarak “Tamam yahu, ne haliniz varsa görün artık, ben yokum” dedirtebilmek için tam bir İngiliz Diplomasisi yürütmektedirler.

Suriye’de yanan ateş en çok Türkiye’nin canını acıtmaktayken ve bu ülkeyle en fazla sınıra sahipken, bu savşaşın Türkiye’ye açık ve alenen bir tehdit oluşturduğu dost düşman herkesin malumu iken, Türkiye üzerine oynanan oyunlar ve yapılan türlü baskıların Uluslararası literatürde “Dostluk ve iyi niyet” ile tevil edilemeyeceği nettir.

Bir savaş uçağı angajman kuralları çerçevesinde düşürülen Rusya Devlet Başkanı Putin’in olayın hemen ardından sarf ettiği sözler kesinlikle çok çirkin ve asla doğaçlama değildir.

Belli ki, bu senaryo mizansenleştirilmiş bir tiyatro kurgusunun ilk perdesidir. Rusya Türkiye’nin uyguladığı angajman kurallarını bilmesine rağmen ve pilotların defalarca uyarılmasına rağmen sınır ihlali yaparak, adeta “Gelde beni düşür” demiştir!. Bu planlı bir komplodur ve Türkiye’ye karşı kurulmuştur. Bu tezgahın içinde hangi ülkeler var ve asıl maksat ne ise yakında ortaya çıkacak elbette ama Batılıların bir şeyi hesaba katmaları gerekmektedir ki, Türkiye artık 1990’ların Türkiye’si değildir.

Aslında izaha muhtaç olan konuların en başında gelen gerçeklik şu ki; Gerek Rusya ve gerekse diğer ülkeler, sizin orada işiniz nedir?

90’lı yıllarda Irak’a bir seyahatim olmuştu. Aracımla gittiğim bu seyahatte küçük bir kaza yaptım, ufak tefek araç hasarı meydana geldi ve ben yüzde yüz haklıydım. Arapça bilmediğim için aracıma çarpan adamla bir türlü anlaşamadık ve polis çağırdılar. Polis tercüman aracılığıyla benim 300 Irak Dinarı ödememi söyledi. Ben şaşkın halde itiraz ettim “Ben haklıyım, o bana çarptı ve suçlu…” Polisin cevabı enteresandı: “Sen buraya gelmeseydin, bu adam sana çarpmazdı.”

İşe yararmı bilmem ama söyleyeyim bari “Bay Putin, siz Suriye’ye uçaklarınızı göndermeseydiniz Türk uçakları onları asla vurmayacaktı.”

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu, 1962 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Gaziantep'te yaptı. 1981 yılında askerlik görevini Ağrı ilinde tamamlayarak askerlik dönüşü evlendi ve yaşamını Avrupa'da sürdürme kararı aldı. İsviçre, Almanya ve İtalya'da uzun yıllar kaldı. 1993 yılında yeniden ülkeye dönüş yaparak aktif gazeteciliğe başlayan Mercanoğlu, aynı yıl “Vahdet fm” isimli radyoyu kurarak 2000 yılına kadar devam ettirdi. 28 Şubat darbesi mağdurlarından olan Mercanoğlu, 1998 yılı Ekim ayında “Başörtüsüne verdiği destek sebebiyle” TCK'nın 312/b maddesine muhalefetten ( Düşünce suçu) Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanarak cezaevine konuldu
Bir müddet hapis yattıktan sonra suçsuz bulunarak tahliye oldu. Ne var ki hapisten çıktıktan sonra da dönemin darbeci güçleri tarafından yapılan psikolojik baskılara daha fazla dayanamadı ve yurt dışına kaçarak 2 yıl Londra'da ikamet etti. İngiltere'de kaldığı zaman içerisinde ingilizce eğitimi aldı. Orta derecede İngilizce bilen Mercanoğlu, Londra'da yayımlanan Olay gazetesinde “03 Yazıları” başlığı altında makaleler neşrederek gazetecilik hayatını devam ettirdi.
2002 yılında yeniden Türkiye'ye döndü. Bir müddet ticaretle meşgul olduktan sonra Genç Kalemler adında haftalık bir gazete çıkarttı. 3 yıl aralıksız çıkan gazeteyi daha sonra maddi olanaksızlıklar sebebiyle kapatmak zorunda kaldı. Yerel ve ulusal gazetelerde makaleler yazmanın yanı sıra, zaman zaman radyo ve televizyon kanallarında siyasi yorumculuk yaptı.
Evli ve 8 çocuk babası olan Hamza Mercanoğlu, halen Gaziantep'te günlük yayımlanan Referans gazetesi ve ulusal yayımlanan Milat gazetesinde köşe yazıları yazmakla birlikte, Bahartürk TV'de siyasi yorumculuk yapmaktadır. Ayrıca, aylık olarak yayımlanan Times of Turkey adlı derginin Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürütmektedir

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek