Neydek
YAZARLAR

Partilerin seçim vaatleri ve AK Parti

Seçim arefesinde partilerin seçim programları, teker teker açıklanmaya başladı. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin konuşmasını dinledim. 7 Haziran'da açıkladığı programdan farkı yoktu, üniversite gençliğine ve askerden dönecek olan gençlere yönelik bir kaç değişiklik yapmıştı MHP.

Seçim arefesinde partilerin seçim programları, teker teker açıklanmaya başladı. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin konuşmasını dinledim. 7 Haziran’da açıkladığı programdan farkı yoktu, üniversite gençliğine ve askerden dönecek olan gençlere yönelik bir kaç değişiklik yapmıştı MHP.

Muhalefet partilerinin seçim programları sanki aynı kalemin mürekkebinden dökülmüş gibiydi 7 Haziran’da. Öyle sanıyorum ki, bu seçimde temel vurguları “mazotun fiyatı 1 liraya düşürülecek! Asgari ücret 1500 TL olacak! Emekliye 2000 TL ikramiye ödenecek v.b.”

Samimi söylemek gerekirse tüm bahsedilen hususlar ülke insanının ihtiyaç duyduğu şeyleri özetlemektedir. Muhalefet partilerinin seçim vaatleri arasına sığdırdığı şeyler elbette sosyal gerçeklerimizdir. Geçim derdi hala ülkemizin en öncel sorunudur maalesef. Ancak sorun şu ki, muhalefet partileri bu gerçekleri yalnızca seçim programlarında oy toplamak maksadıyla teşhir etmektedirler.

Zira ne CHP’nin, ne MHP’nin ve ne de HDP’nin bu sorunları çözmeye, ne de verdikleri sözleri yerine getirebilecek kapasiteye sahip olduklarını düşünmüyorum. Halkta düşünmüyor olacak ki, bu partiler hayatları boyunca tek başlarına iktidar yüzü görmediler!

Muhalefet partilerinin seçim vaatlerinin halk tarafından samimi bulunmaması, bu sorunların olmadığı anlamına da gelmez elbette. Evet, Türkiye halklarının ekonomik yetmezlik problemi bulunmaktadır. Asgari ücretin derhal arttırılması gerekmektedir. Zira insanca yaşayabilmek toplumun alt kesimlerinde yaşayanların da hakkıdır. Emekli, işçi, sanatçı, esnaf ve işsiz yani ülkemde yaşayan herkes “Yarın ne yaparım” endişesinden uzak olabilmelidir. Büyük devlet olmak bunu gerektirmektedir.

AK Parti’de şunu unutmamalıdır ki, Merkez Bankası’nda birikmiş 100 milyarların olması, günde 10 saat çalışarak ayda 1000 Lira kazanabilen adamın hiç mi hiç umurunda olmamaktadır. Halkla paylaşılmayan, en önemlisi adil paylaşılmayan bir servet, sadece kasanızda tuttuğunuz kağıt parçacıklarıdır, biline…

AK Parti tek başına iktidar olacaktır. Yapılan anketlerden öte, halkın içinden birisi olarak mevcut konjonktürden bunu okuyorum. 13 yıldan bu yana hükümet eden AK Parti, seçimlerden tek başına iktidar olarak çıktığında, halkın ekonomik sorunlarını çözecek ciddi projeler ortaya koyabilmelidir. Aslında muhalefetin elinde en büyük koz gibi görünen bu meselelerin halledilebilmesi, bir anlamda muhalefetin halkı kandırmasının da önüne geçecektir.

AB ülkeleri düzeyinde bir yaşam standardını yakalayabilmeliyiz. Avrupa ülkelerinden daha büyük topraklarımız, daha fazla tarım alanlarımız ve daha genç nüfusumuz mevcut. Yer altı kaynaklarımız onlardan çok daha zengin ve en önemlisi kadim bir geleneğe sahip, geçmişten gelen kökleri zengin bir medeniyetin çocuklarıyız. Araplar, Kürtler ve balkanlarla akrabayız. Afrika’dan Asya’ya kadar medeniyetimizin izlerini taşımışız. Hülasa bizim AB ülkelerinden hiç bir eksiğimiz olmadığı gibi çok fazlamız bulunmaktadır.

Muhalefet partilerinin tespitleri doğrudur, ancak çözüm olarak gösterdikleri adres kendileri değildir. Geçmiş yıllarda defaten koalisyonlar kurarak bu ülkeyi yöneten muhalefet partilerinin Türkiye’ye verebilecekleri hiç bir şey ve hiç bir kazanım yoktur. Onlar bu vaatleri verirken, AK Parti hükümetinin 13 yıllık bir çaba ile Merkez Bankası’nın kasasında biriktirdiği 200 milyar dolarlık milli servetini çar çur etme hayalleriyle ellerini ovuşturmaktadırlar.

AK Parti’de şunu unutmamalıdır ki, Merkez Bankası’nda birikmiş 100 milyarların olması, günde 10 saat çalışarak ayda 1000 Lira kazanabilen adamın hiç mi hiç umurunda olmamaktadır. Halkla paylaşılmayan, en önemlisi adil paylaşılmayan bir servet, sadece kasanızda tuttuğunuz kağıt parçacıklarıdır, biline…

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu, 1962 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Gaziantep'te yaptı. 1981 yılında askerlik görevini Ağrı ilinde tamamlayarak askerlik dönüşü evlendi ve yaşamını Avrupa'da sürdürme kararı aldı. İsviçre, Almanya ve İtalya'da uzun yıllar kaldı. 1993 yılında yeniden ülkeye dönüş yaparak aktif gazeteciliğe başlayan Mercanoğlu, aynı yıl “Vahdet fm” isimli radyoyu kurarak 2000 yılına kadar devam ettirdi. 28 Şubat darbesi mağdurlarından olan Mercanoğlu, 1998 yılı Ekim ayında “Başörtüsüne verdiği destek sebebiyle” TCK'nın 312/b maddesine muhalefetten ( Düşünce suçu) Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanarak cezaevine konuldu
Bir müddet hapis yattıktan sonra suçsuz bulunarak tahliye oldu. Ne var ki hapisten çıktıktan sonra da dönemin darbeci güçleri tarafından yapılan psikolojik baskılara daha fazla dayanamadı ve yurt dışına kaçarak 2 yıl Londra'da ikamet etti. İngiltere'de kaldığı zaman içerisinde ingilizce eğitimi aldı. Orta derecede İngilizce bilen Mercanoğlu, Londra'da yayımlanan Olay gazetesinde “03 Yazıları” başlığı altında makaleler neşrederek gazetecilik hayatını devam ettirdi.
2002 yılında yeniden Türkiye'ye döndü. Bir müddet ticaretle meşgul olduktan sonra Genç Kalemler adında haftalık bir gazete çıkarttı. 3 yıl aralıksız çıkan gazeteyi daha sonra maddi olanaksızlıklar sebebiyle kapatmak zorunda kaldı. Yerel ve ulusal gazetelerde makaleler yazmanın yanı sıra, zaman zaman radyo ve televizyon kanallarında siyasi yorumculuk yaptı.
Evli ve 8 çocuk babası olan Hamza Mercanoğlu, halen Gaziantep'te günlük yayımlanan Referans gazetesi ve ulusal yayımlanan Milat gazetesinde köşe yazıları yazmakla birlikte, Bahartürk TV'de siyasi yorumculuk yapmaktadır. Ayrıca, aylık olarak yayımlanan Times of Turkey adlı derginin Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürütmektedir

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek