Neydek
YAZARLAR

Karanfil ektim düşlerime…

Silahlar olmasaydı ne olurdu sahi? Hiroşima’da yüzbinlerce insan ölmez miydi? Ya da “tiananmen” meydanında bir tanka karşı duran genç hayatta olur muydu şimdi?

Ve sonra ekledi adam “Keşke silah hiç icat edilmeseydi!” Belki o zaman çocuklar ölmezdi, belki savaşlar yine olurdu ama soğuk mermiler etten bedenleri delip geçe bilemezdi belki!

 

İnsanoğlu öldürmenin bir yolunu bulurdu yine de. Kabil nasıl öldürdüyse Habil’i, her daim birileri, birilerini öldürecekti ve birileri, birileri tarafından öldürülecekti! Bazen sinsi bir pusu atacaktı hiç tanımadığı birisine, birisi! Ve gün olacak bir at sahibi tarafından vurulacaktı! Atları da vururlar başlıklı bir hikayemi kalmış aklımda ne! Kim bilir? Belki de bir filmin ismiydi bu. Her neyse…

Silahlar olmasaydı ne olurdu sahi? Hiroşima’da yüzbinlerce insan ölmez miydi? Ya da “tiananmen” meydanında bir tanka karşı duran genç hayatta olur muydu şimdi? En çok ta şunu merak ediyorum, çocuklar yine de ölür müydü? Suriye’de, Araka’nda, Bağdat’ta, Eri tre’de ve More’de ölen çocuklar gibimi ölürdü çocuklar?

Newyork’ta, Münih’te, Londra’da ve Paris’te ölen çocuklar da büyük silahlarla vurularak mı ölüyor?…

Savaşın içinde kalan Halep’li bir annenin, korkudan titreyen çocuğunu teselli edişini düşünüyorum. Şöyle mi demiştir acaba? “ Korkma yavrum ”… Ve çocuk korkmamıştır öylemi? Hiç, çocuk olmadan büyümüş, çocuklardan bahsediyorsak eğer, bunun olabilme ihtimali, savaşların domateslerle yapılabilmesi ihtimali kadardır en çok. Çocuklar korkarlar! Bütün çocuklar silahların öldürdüğünü bilirler ve bütün çocuklar silahlardan çok korkarlar…

Nobel’i tanır mısınız? Ya adına verilen barış ödülünü? Oysa ne garip! Yeryüzünde en fazla öldüren ülkeler,  toplu cinayet aracı olan dinamiti, icat eden adamın anısına “barış” ayinleri tezgahlıyor!

Ölmek bir zorunluluktur, kader böyle emreder, ancak öldürmek bir mecburiyet midir? En çok bizim çocuklarımızın, elma kokulu kimyasallarla vurularak öldürülmesi ne garip bir kaderdir! Belki mukadder ama tesadüf hiç değil!

Bir düşe yatmak isterdi yorgun fikirlerim. Kimsenin kimseyi öldürmediği ve eceliyle olduğu tüm kayıpların. Savaşların barışa yenildiği, “faili meçhul” kavramının sözlükten çıkartıldığı bir dünya’ya uyanmak ya da…

Tam da burada kesmeliyim yazımı! Tıpkı Şam’da patlayan bir bombanın sesine uyanan çocuk gibi! “ Ölüm havliyle” uyanmalıyım bu tatlı düşten!

Gerçek şu ki, düşlerime ektiğim karanfil asla kokmayacak. Çünkü rüyada görülen karanfil, Dünya’yı kana bulayanların ağzında ki barış kadar gerçektir ancak!…

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu, 1962 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Gaziantep'te yaptı. 1981 yılında askerlik görevini Ağrı ilinde tamamlayarak askerlik dönüşü evlendi ve yaşamını Avrupa'da sürdürme kararı aldı. İsviçre, Almanya ve İtalya'da uzun yıllar kaldı. 1993 yılında yeniden ülkeye dönüş yaparak aktif gazeteciliğe başlayan Mercanoğlu, aynı yıl “Vahdet fm” isimli radyoyu kurarak 2000 yılına kadar devam ettirdi. 28 Şubat darbesi mağdurlarından olan Mercanoğlu, 1998 yılı Ekim ayında “Başörtüsüne verdiği destek sebebiyle” TCK'nın 312/b maddesine muhalefetten ( Düşünce suçu) Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanarak cezaevine konuldu
Bir müddet hapis yattıktan sonra suçsuz bulunarak tahliye oldu. Ne var ki hapisten çıktıktan sonra da dönemin darbeci güçleri tarafından yapılan psikolojik baskılara daha fazla dayanamadı ve yurt dışına kaçarak 2 yıl Londra'da ikamet etti. İngiltere'de kaldığı zaman içerisinde ingilizce eğitimi aldı. Orta derecede İngilizce bilen Mercanoğlu, Londra'da yayımlanan Olay gazetesinde “03 Yazıları” başlığı altında makaleler neşrederek gazetecilik hayatını devam ettirdi.
2002 yılında yeniden Türkiye'ye döndü. Bir müddet ticaretle meşgul olduktan sonra Genç Kalemler adında haftalık bir gazete çıkarttı. 3 yıl aralıksız çıkan gazeteyi daha sonra maddi olanaksızlıklar sebebiyle kapatmak zorunda kaldı. Yerel ve ulusal gazetelerde makaleler yazmanın yanı sıra, zaman zaman radyo ve televizyon kanallarında siyasi yorumculuk yaptı.
Evli ve 8 çocuk babası olan Hamza Mercanoğlu, halen Gaziantep'te günlük yayımlanan Referans gazetesi ve ulusal yayımlanan Milat gazetesinde köşe yazıları yazmakla birlikte, Bahartürk TV'de siyasi yorumculuk yapmaktadır. Ayrıca, aylık olarak yayımlanan Times of Turkey adlı derginin Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürütmektedir

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek