Neydek
YAZARLAR

HÜDA PAR bir tehdit değildir!

Kutlu doğum etkinlikleriyle ilgili toplantılar düzenleyen HÜDA PAR gerçeği ya fark edilmiyor ya da ısrarla gözden kaçırılmak isteniyor.

Yazının başlığına bakarak beni kafadan “Hizbullahçı” ilan etmek isteyenlere peşinen cevap vereyim, Hayır! Sizin kastettiğiniz manada Hizbullahçı değilim. Ne evvelimde Hizbullah örgütü sempatizanlığım, ne de onun siyasete evrilmiş hali olan HÜDA PAR ile herhangi bir münasebetim olmuştur.

Açıklama gereğim herhangi bir korkuya gark olmam sebebiyle asla değildir. Sadece bir gerçeğin saptaması ve hakkımda oluşacak muhtemel önyargılara daha en başından “dur” demek içindir biline…

İki hafta önce, Adana’da yargılanmakta olan ve 2011 yılından bu yana sürmekte olan davaların karara bağlanmış olması ve 24 İslami STK üyesinin toplamda 115 yıl hapse mahkum edilmesiyle ilgili çok fazla şey yazılıp çizilmedi. Kimileri bu konuda üç beş cümle sarf etmekten “tırsmış” olabilir, saygı duyarım. Bazılarının işine gelmemiş ya da çalıştığı kurumla ters düşmemek adına susmuşluğunu da susarak geçiştirebilirim. Ancak 28 Şubat sürecinde apar topar “dam”a transfer edilmiş, DGM nezaretinde misafir edilmiş ve kudretli DGM hakimleriyle tanışma şerefine nail olmuş birisi olarak, bu olay karşısında susmayı sindiremem.

Yargı kararını vermiş! Bu konuda söylenecek her söz beni kamu vicdanında alkışlatacak olsa da, ceza hukukunda mahkum edebilir endişesiyle, tüm cümlelerimi, bu hadisenin siyasi arka planıyla ilgili kurmak istiyorum…

Öncelikle, terör olayına gerçek anlamda bulaşmamış, yani eline silah almamış, cana kıymamış ya da teşebbüs etmemiş, adam kaçırmamış, gasp, tecavüz ve hırsızlık gibi suçları işlememiş yada teşebbüs etmemiş, şantaj, tehdit, tape ve bilumum kaset montajlayarak meşru hükümeti yıkmaya çalışmamış, “kripto” bilgileri yabancı ülke istihbaratlarına peşkeş çekmemiş, Vatanı satmamış, darbe yapmamış ya da teşebbüs etmemiş v.b suçlara kazaen dahi bulaşmamış bütün insanlar benim vicdanımda masumdurlar.

Düşündüğünü söylediği veya yazdığı için hapse atılan her masumla birlikte, benimde bir parçam mahkum olmuş gibi hissediyorum. Zira bu duyguyu yaşayarak idrak ettim, tecrübeyle sabittir yani. Görünen o ki, Adana’da toplamda 115 yıl hapse mahkum edilen 24 STK üyesi, yukarıda bahsettiğim sair suçlamalardan dolayı mahkum edilmemiş, genellikle “Örgüt üyeliği” gibi, ülkemizde klasikleşmiş davalardan dolayı ceza almışlardır.

Bu konuda yargının kararlarına karşı çıkmak gibi bir amacım yoktur. Sadece zamanlama konusu bana ilginç geldi…

7 Haziran seçimlerine az bir zaman kaldı, geri sayım başladı ve Partiler için kampanya dönemi başladı. Baraj geçebilecek Partiler üç aşağı beş yukarı belli. Hatta hangi Partinin kaç milletvekili çıkartabileceği dahi yaklaşık olarak öngörülebilmektedir. Ufukta bir sürpriz görülmemekle birlikte tüm gözler HDP’nin barajı aşıp aşmamasına takılmış ve sandalye sayılarının Partiler arası dağılımını da yine bu kritik durum belirleyecek.

hüdapar1

Kutlu doğum etkinlikleriyle ilgili toplantılar düzenleyen HÜDA PAR gerçeği ya fark edilmiyor ya da ısrarla gözden kaçırılmak isteniyor.

Batman ve Diyarbakır’da yüz binlerce kalabalığı toplayabilen bir güçten söz ediyorum. 90 lı yılarda PKK’ya alternatif olarak ortaya çıkan ve Devletin derin yapısının da desteklediği iddia edilen “Hizbullah” hareketinin, siyasi bir Parti’ye dönüşmesini, terörden en çok çeken ülkelerden birisi olan Türkiye demokrasisi açısından çok önemli buluyorum. Hal böyleyken HÜDA PAR’ın bağımsız adaylarla katılacağı genel seçimde sandalye veya sandalyeler kapması bir çokları için sürpriz olsa da, benim için şaşırtıcı olmayacaktır. Doğu ve Güneydoğu bölgesinde mütemadiyen gelişen siyasal İslami hareketin tek temsilcisi konumunda olan HÜDA PAR, HDP’nin ırkçı ve tehdit içeren söylemlerinin aksine, “ümmetçilik” i öngören ve sağduyu telkin eden bir politikayı dillendirmektedir.

6-7 Ekim olaylarında PKK’lı teröristlerin katlettiği “Yasin Börü” cinayeti, bölgede yaşayan muhafazakar kesimin HÜDA PAR lehine tekrar düşünmesini sağladı.

Şiddet ve kaos sarmalından yeterince bunalan İslamcı kesim üzerinde AK Parti’nin büyük bir ağırlığı olduğu aşikardır, ancak bununla birlikte kendisini “Müslüman Kürt” olarak tanımlayanların sayısı bir hayli fazladır ve bunların çoğunluğu HÜDA PAR yelpazesi altında toplanmaktadır. Gerçek şu ki; HDP Kürtleri temsil eden tek Parti değildir zira Kürt vatandaşlarımızın kahır ekseriyatı, her ne kadar etnik kimliklerinin ezilmişliklerinde önemli bir faktör olduğunu söyleyerek, “Kürt” kimliğine dayalı bir siyasete yakın dursalar da, “Müslüman” yanları her daim ağır basmaktadır.

Doğu ve Güneydoğu siyasetinde yakın gelecekte etkin bir rol oynayacağını düşündüğüm HÜDA PAR’ın, Türkiye demokrasisi için bir tehdit olabileceğini varsayan kesimler, Bu Partinin “Paralel” örgüte karşı net bir duruşu olduğunu bilmektedirler. Türkiye muhalefet Partilerinin hemen hemen tümüne sızmış bulunan “Paralel” örgüt, HÜDA PAR’a nüfuz edememiştir, bu yönüyle bu Parti bana göre yüksek bir kıymet arz etmektedir. Seçime ramak kala, gözdağını andıran bu tutuklamalar 28 Şubat döneminin Refah Parti’sine yapılan uygulamaları çağrıştırıyor bana…

Hülasa HÜDA PAR  ne bölge için nede Türkiye demokrasisi için bir tehdit olmamakla birlikte, bölgede, etnik ve “Marksist” bir kökenden gelen HDP’ye karşı muhafazakar ve mütedeyyin halkın güvenlik şemsiyesidir.   

 

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu, 1962 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Gaziantep'te yaptı. 1981 yılında askerlik görevini Ağrı ilinde tamamlayarak askerlik dönüşü evlendi ve yaşamını Avrupa'da sürdürme kararı aldı. İsviçre, Almanya ve İtalya'da uzun yıllar kaldı. 1993 yılında yeniden ülkeye dönüş yaparak aktif gazeteciliğe başlayan Mercanoğlu, aynı yıl “Vahdet fm” isimli radyoyu kurarak 2000 yılına kadar devam ettirdi. 28 Şubat darbesi mağdurlarından olan Mercanoğlu, 1998 yılı Ekim ayında “Başörtüsüne verdiği destek sebebiyle” TCK'nın 312/b maddesine muhalefetten ( Düşünce suçu) Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanarak cezaevine konuldu
Bir müddet hapis yattıktan sonra suçsuz bulunarak tahliye oldu. Ne var ki hapisten çıktıktan sonra da dönemin darbeci güçleri tarafından yapılan psikolojik baskılara daha fazla dayanamadı ve yurt dışına kaçarak 2 yıl Londra'da ikamet etti. İngiltere'de kaldığı zaman içerisinde ingilizce eğitimi aldı. Orta derecede İngilizce bilen Mercanoğlu, Londra'da yayımlanan Olay gazetesinde “03 Yazıları” başlığı altında makaleler neşrederek gazetecilik hayatını devam ettirdi.
2002 yılında yeniden Türkiye'ye döndü. Bir müddet ticaretle meşgul olduktan sonra Genç Kalemler adında haftalık bir gazete çıkarttı. 3 yıl aralıksız çıkan gazeteyi daha sonra maddi olanaksızlıklar sebebiyle kapatmak zorunda kaldı. Yerel ve ulusal gazetelerde makaleler yazmanın yanı sıra, zaman zaman radyo ve televizyon kanallarında siyasi yorumculuk yaptı.
Evli ve 8 çocuk babası olan Hamza Mercanoğlu, halen Gaziantep'te günlük yayımlanan Referans gazetesi ve ulusal yayımlanan Milat gazetesinde köşe yazıları yazmakla birlikte, Bahartürk TV'de siyasi yorumculuk yapmaktadır. Ayrıca, aylık olarak yayımlanan Times of Turkey adlı derginin Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürütmektedir

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek