Neydek
YAZARLAR

Engelliler günü kutlu olsun!

Öncelikle şunu belirteyim ki, yeryüzüne güneşin her doğuşu yeni bir gündür.

Ne alaka dediğinizi duyar gibiyim! Ancak benim açımdan şaşırmanızda hiçbir mahsur yok! Öncelikle şunu belirteyim ki, yeryüzüne güneşin her doğuşu yeni bir gündür.  Bana göre her yeni gün, herkesin ortak günüdür. Yani bir günü herhangi bir sebepten dolayı özel kılıp, farklı kesim, sınıf, ırk ve kişilere özgü bir anlam yüklemeyi, size garip gelse de, kendi çapında “faşizm” olarak nitelerim…

“Altı Nokta Görme Engelliler Derneği”. Aslında bu böyle yazılmıyor, orijinalinde “körler” derneği olarak geçiyor ama ben yine ilk söylemi kullanmayı tercih ediyorum. Kör derken dahi muhatabımı incittiğimi düşünüyorum. Acaba siz de benim gibimi düşünüyorsunuz? Ya da, yoldan geçerken, farkında olmadan omuzunuza çarpan adama dik dik bakıp “ kör müsün ulan” mı diyorsunuz? Bu size kalmış! Ama ben böyle demem tarzım değil…

Bu gün siyasetten gına gelen zihnime anlık bir izin çıkartıp, daha sosyal ve “ince” konularda gevezelik etmesi için fırsat verdim. Engelli kardeşlerin dünyalarına bir pencere açmak istedim ve Altı Nokta Körler Derneği Gaziantep Şubesini ziyaret ettim. Bir binanın altında,  zemin katta iki küçücük odası olan bir dairede, iki adet masa ve üç beş koltuğu bulunan bir mekan burası. Şube Başkan’ı Hacı Karabay beni makamında karşıladı ve hemen muhabbete başladık. Amacım  haber yapmak değil, daha ziyade sohbet sırasında aldığım notlar eşliğinde izlenimlerimi yazmaktı, Öyle de yaptım.

Hacı bey 16 Mayıs’ta yapılacak engelliler haftasıyla ilgili epey bilgiler aktardı. İki ayrı etkinlik olacağını, bunlardan birisinin “bizde varız” diğerinin ise “halkla iç içe” başlığı altında, çeşitli müzik, şiir dinletisi gibi ritüelleri kapsayacağını anlattı. Derneğin merkezi Ankara’da ve yaklaşık yirmi bin civarında üyesi bulunuyor. Bu üyelerin yedi yüz seksen tanesi ise Gaziantep’te kayıtlı. Merkez olarak 1950 yılında kurulmuş Altı Nokta Körler Derneği ve Gaziantep şubesi ise 1958 yılında faaliyete geçmiş.

Başkan Hacı karabay mizahi yönü gayet gelişmiş birisi, en ciddi konuları anlatırken bile içerisine espri katabiliyor. Bu bağlamda bir anısını anlattı. Aslında trajikomik hatta dramatik olan bu hadiseyi bile gülerek anlattı. “ Geçmiş yıllarda Gaziantep Şehir tiyatrosunda engelliler Derneği olarak bir tiyatro gösterisi düzenledik. Kaç kişinin geldiğini bilmediğimiz gösteriye fazla katılım olmadığı için,  biz meğerse üç beş kişiye oynamışız oyunu. Ertesi gün bir gazete  “körü körüne tiyatro”  başlığıyla haber yapmış” bunu anlatırken bile gülebilecek bir özgüven ve kendisi ile barışıklık içerisinde olan birisi Başkan.

Görme engelli vatandaşlarımızın sorunları ve talepleri var. Özellikle,  Siyasi arena da, yani TBMM’de engelli vekil sayısının artması ön taleplerinden.  Kendilerini,  kendileri gibi engelli insanların daha iyi anlayabileceklerini düşünüyorlar. Bir önemli diğer husus ise engelli maaşlarının az oluşuyla ilgili. Üç ayda bir yaklaşık bin küsur Lira maaş alan engelliler, hem bu maaşın yetersizliğinden, hem de üç ayda bir verilmesinden şikayet çiler. Özellikle yerel Belediyelerin kendilerine bir mekan tahsis etmesi de bir başka istekleri. Öyle ya Belediyelerin ellerinde bulundurdukları onlarca kamu binası var ve bunların bir çoğu atıl bir şekilde beklemektedir. Bunlardan bir tanesi bu vatandaşlarımızın kullanımına tahsis edilemez mi? Bir binanın zemin katında küçücük bir oda içerisine sıkışmış kalmış bu ve benzeri dernek ve vakıfları desteklemek, onları yılın bir gününde göstermelik anma törenlerinden daha anlamlı ve kalıcı olacaktır.

Finanslarını nereden sağladıklarını tam ben soracaktım ki, Başkan kendisi açtı konuyu. “tüm gelirimiz halkın ve iş adamlarının yaptıkları bağışlardan ibaret. Bunun yanında SODES ve İŞKUR gibi kurumlar zaman zaman projelerimize destek vermektedir” Aslında görme ve diğer engelli vatandaşlarımızın en çok istediği şeylerden birisi de halkın kendilerini yeterince anlamamaları. Mesela bir engelli vatandaşımızın halk otobüsü veya dolmuşa binerken dahi araç sürücüsünün “ beleşçiler geldi!” diyerek homurdanması, toplumumuzun engelli vatandaşlara biçtiği değerin yansımasıdır.

Başa dönersek, yılın bir gününde siyasi şov malzemesi yapılan engelliler, söz değil icraat istiyor. Günümüz yasalarına göre noterde evrak imzalarken dahi okur,  yazarlığı kabul görmeyip, “iki tane şahit” istenen ve görme engelli insanları tahkir eden bu köhnemiş yasalar ve engelli vatandaşlarımızı ikinci sınıf insan yerine koyan halkın “zihinsel özürlü” bakış açısını değiştirebilmek için, bu insanların daha sosyal ve halkla iç içe yaşaması için imkanlar sağlanmalıdır. Toplumsal projelerde mutlaka engelliler hesaba katılmalıdır. Özellikle yerel yönetimler engelli vatandaşların yaşam alanları ve yaşam kalitelerini yeniden düzenleyecek finansman kaynakları ve bütçeleri oluşturmalıdır.

Ben bu gün iyi bir şey yaptım ve siyasetten, yapay gündemlerden kaçarak ruhuma bir soluk aldırdım. Sizde yapmalısınız! Son söz; Bu günü engelliler günü olarak kabul etsem suç işlemiş olur muyum sizce? Sanmıyorum! O halde gününüz kutlu olsun Engelli kardeşler…

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu

Hamza Mercanoğlu, 1962 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Gaziantep'te yaptı. 1981 yılında askerlik görevini Ağrı ilinde tamamlayarak askerlik dönüşü evlendi ve yaşamını Avrupa'da sürdürme kararı aldı. İsviçre, Almanya ve İtalya'da uzun yıllar kaldı. 1993 yılında yeniden ülkeye dönüş yaparak aktif gazeteciliğe başlayan Mercanoğlu, aynı yıl “Vahdet fm” isimli radyoyu kurarak 2000 yılına kadar devam ettirdi. 28 Şubat darbesi mağdurlarından olan Mercanoğlu, 1998 yılı Ekim ayında “Başörtüsüne verdiği destek sebebiyle” TCK'nın 312/b maddesine muhalefetten ( Düşünce suçu) Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanarak cezaevine konuldu
Bir müddet hapis yattıktan sonra suçsuz bulunarak tahliye oldu. Ne var ki hapisten çıktıktan sonra da dönemin darbeci güçleri tarafından yapılan psikolojik baskılara daha fazla dayanamadı ve yurt dışına kaçarak 2 yıl Londra'da ikamet etti. İngiltere'de kaldığı zaman içerisinde ingilizce eğitimi aldı. Orta derecede İngilizce bilen Mercanoğlu, Londra'da yayımlanan Olay gazetesinde “03 Yazıları” başlığı altında makaleler neşrederek gazetecilik hayatını devam ettirdi.
2002 yılında yeniden Türkiye'ye döndü. Bir müddet ticaretle meşgul olduktan sonra Genç Kalemler adında haftalık bir gazete çıkarttı. 3 yıl aralıksız çıkan gazeteyi daha sonra maddi olanaksızlıklar sebebiyle kapatmak zorunda kaldı. Yerel ve ulusal gazetelerde makaleler yazmanın yanı sıra, zaman zaman radyo ve televizyon kanallarında siyasi yorumculuk yaptı.
Evli ve 8 çocuk babası olan Hamza Mercanoğlu, halen Gaziantep'te günlük yayımlanan Referans gazetesi ve ulusal yayımlanan Milat gazetesinde köşe yazıları yazmakla birlikte, Bahartürk TV'de siyasi yorumculuk yapmaktadır. Ayrıca, aylık olarak yayımlanan Times of Turkey adlı derginin Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürütmektedir

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek