YAZARLAR

Avrupa’da değişen ‘soykırım’ politikası

1915 yılında Osmanlı toprakları içerisinde yaşayan Ermenilerin yine Osmanlı sınırlarındaki başka bölgelere sevk ve iskan edilmesi, II. Dünya Savaşı sonrası Raphael Lemkin’in Jenosit (soykırım) tanımıyla birlikte bir ‘soykırım’ propagandasına dönüştürülmeye çalışılmıştır.

Türkiye’yi dışarıdan rahatsız eden sorunların başında 1915 Ermeni meselesi geliyor. Sözde soykırım iddialarını özellikle ABD ve Avrupa’daki diasporaları aracılığıyla kabul ettirmeye çalışan Ermeniler, her 24 Nisan’da düzenledikleri etkinliklerle dünya kamuoyunda ‘soykırım’ algısı oluşturmaya çalışıyor. Yerli yabancı arşiv belgelerinde Osmanlı Devleti’nin Ermenilere yönelik bir soykırımı söz konusu değil. Belgelerle hareket etmeyen Ermeni diasporası, bulundukları ülkelerde siyaseti etkilemeye çalışıyorlar. Osmanlı Devleti Şubat 1919’da tehcirin araştırılması için bir komisyon kurulması için Hollanda, İsveç, Danimarka ve İspanya’yı davet ediyor. Ancak bu ülkeler komisyona katılmayı reddediyor.

1915 yılında Osmanlı toprakları içerisinde yaşayan Ermenilerin yine Osmanlı sınırlarındaki başka bölgelere sevk ve iskan edilmesi, II. Dünya Savaşı sonrası Raphael Lemkin’in Jenosit (soykırım) tanımıyla birlikte bir ‘soykırım’ propagandasına dönüştürülmeye çalışılmıştır. Batılı olarak da ifade edilebileceği gibi bazı Avrupa devletleri Ermeni meselesini Türkiye’ye karşı stratejik bir koz olarak kullanıyor.

Osmanlı Devleti tehcirden birkaç yıl sonra bunun bazı devletler tarafından aleyhte kullanılabileceğini anlamış ve tehcirin araştırılması için bir komisyon kurulmasına karar vermiştir. 13 Şubat 1919’da Hollanda, İsveç, Danimarka ve İspanya elçiliklerine gönderilen notada, tehcirin araştırılması için her ülkeden ikişer hukukçu istemiştir. Fakat davet edilen ülkeler komisyona temsilci göndermeyeceklerini ilettikleri için komisyon kurulamamıştır.

TEHCİRİN ARAŞTIRILMASI İÇİN ULUSLARARASI KOMİSYON

1915 Ermeni tehcirine ilişkin Osmanlı Devleti, tehcirde suiistimalleri görülen memurları ortaya çıkarmak üzere 13 Şubat 1919’da tarafsız hukukçulardan oluşan bir komisyon kurulmasına karar verdi. Tehcirin bazı Avrupalı devletler tarafından aleyhte gösterilmesinin önüne geçmek isteyen Osmanlı Devleti, olayın objektif bir şekilde araştırılması için oluşturulacak komisyona Hollanda, Danimarka, İspanya ve İsveç’i davet etti. Söz konusu ülkelerin elçiliklerine gönderilen davet mektubunda “Ermeni tehcirinde suistimalleri görülen memurları meydana çıkarmak üzere kurulacak soruşturma komisyonlarına ikişer hukukçu göndermeleri…” istendi.  Ancak bahsi geçen bu dört ülke, elçilikleri vasıtasıyla komisyona temsilci göndermeyecekleri cevabını ilettiler. Bab-ı Ali Hariciye Nezareti’ne gönderilen cevap mektuplarından ikisi dikkat çekiyor. Hollanda ve İsveç’in bir asır önceki Ermeni meselesine bakışlarıyla bugünkü bakışlarında tam tersi bir dönüş olduğu açık bir şekilde görülüyor.

Hollanda ve İsveç’in Bab-ı Ali Hariciye Nezareti’ne gönderdiği cevaplar ise şöyle;

HOLLANDA’NIN CEVABI

15 Mart 1919 tarihinde Hollanda’nın cevabı:

“Hollanda Kraliyet Ortaelçiliği, bu ayın 15’inde gönderilen 14406/13 sayılı Osmanlı Hariciye Nezareti’nin şifahi notasına atıfta bulunarak Kraliyet Hükümeti’nin Hollanda menfaatlerinin doğrudan söz konusu olmadığı konularda bir soruşturmaya katılmayı şimdilik yersiz olarak değerlendirdiğini Osmanlı Hükümeti Hariciye Nezareti’nin bilgisine sunmaktan onur duymaktadır.” (Belge: BOA. HR. MÜ, 43/17) 

Bir asır önce menfaatlerini ilgilendirmediği için komisyona hukukçu göndermeyi reddeden Hollanda, 2004 yılında sözde Ermeni soykırımını tanıdı.

BELGE1

 

İSVEÇ’İN CEVABI

 

11 Nisan 1919 tarihinde İsveç’in cevabı:

“…Kraliyet Hükümeti’nin bahsedilen komisyonlara İsveç yargıçlarının katılım talebini yerine getiremeyeceğini bildiren İsveç Kraliyet Nezareti’nden 11 Nisan tarihinde bir telgraf aldığını, Osmanlı Hükümeti Hariciye Nezareti’nin bilgisine sunmaktan İsveç Kraliyeti Ortaelçiliği onur duymaktadır.” (Belge: BOA. HR. MÜ, 43/17)

Buna karşılık 2010 yılının Mart ayında toplanan İsveç Parlamentosu, 1915 Ermeni olaylarına ilişkin ‘soykırım’ yapıldığı yönünde karar tasarısını kabul etti.

BELGE2

 

Sonuç olarak;

Hollanda ve İsveç’in Şubat 1919’da kurulacak olan tehcir komisyonuna temsilci göndermeyi reddetmesi, Ermeni meselesinde taraf olmadığını ve tehcirin bugün bazı kesimlerce iddia edildiği gibi soykırım olmadığını gösteriyor. Fakat aradan geçen nerdeyse bir asırlık süre sonrasında Hollanda ve İsveç’in Ermeni meselesini kendi meselesi gibi kullandığı görülmektedir. Hollanda’nın 2004’te, İsveç’in 2010’da sözde soykırım yasa tasarısını onaylamasında Hollanda ve İsveç’teki Ermeni azınlık ve diasporaların etkisi göz önünde bulundurulmalıdır. Buradan anlaşılıyor ki, Ermeni meselesi Hollanda ve İsveç’in iç siyaset malzemesi olmuştur. Sonuç olarak bazı Avrupalı devletler, sözde soykırımı iç politik malzeme olarak kullanmaktadırlar.

 


1900 yılında çekilmiş üyesi Osmanlı’ya karşı silahlanan Ermeni çetesi üyelerinden Karabet Tavişyan’ın fotoğrafı

Osmanlı'ya karşı silahlanan Ermeni çetesi üyelerinden Karabet Tavişyan sene 1900

 

Timuçin Mercanoğlu

Timuçin Mercanoğlu

Timuçin Mercanoğlu, 1986 yılında Gaziantep’te doğdu. Tarih bölümünde lisans eğitimi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde de Yüksek Lisans yaptı. 10 yıldan bu yana gazetecilik sektöründe muhabir, editör ve genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Star TV, Show TV, Genç Kalemler gazetesi, Milli Gazete ve bunların yanı sıra birçok dergide yazıları ve röportajları yayımlandı. 2007 yılından bu yana yine internet haberciliği üzerine de çalışmalar yaptı. Şu an Milli Gazete’de çalışmanın yanı sıra İngiliz ve Türkçe dillerinde yayın yapan Times of Turkey dergisinin de ortağıdır. Yine sosyal medya, internet sitesi ve PR işleri yapan TM Ajans şirketinin de ortağıdır. 2012 yılından bu yana birçok politikacının sosyal medya hesaplarını yönetti. Gazetecilik mesleğinin yanında Türkiye başta olmak üzere dünyada yaygın kullanılan sosyal medya ve teknolojileriyle yakından ilgilenmektedir. Osmanlı arşiv belgeleri üzerinden 1915 Ermeni tehciri üzerine araştırmalar yaptı. Kırım, Ukrayna krizi ve Türkiye-Rusya ilişkileri üzerinde akademik kariyer yapmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır.

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir