YAZARLAR

ABD başkanlık seçimini Putin mi kazandı?

Times of Turkey yazarı Yusuf Taş'ın "ABD başkanlık seçimini Putin mi kazandı?" başlıklı yazısını okuyun...

ABD başkanlık seçim sonuçlarının kimin kazandığından çok daha ilginç olanı buna kimlerin sevindiği oldu. Seçim sürecinde adayların yaptıkları kadar neredeyse Rusya’nın da adı geçti. Trump’ın kazanmasına da neredeyse oy veren Amerikalılar kadar Ruslar da sevindi. İlk kutlayan lider Putin oldu. Jirinovski ise neredeyse kutlama yemeği verdi. ABD seçimleri Rusya’da ABD’deki kadar konuşuldu.

Her ne kadar secim Trump ve Clinton arasında geçti gibi görünse de aslında ABD ile bütün devletleri birer şirkete çevirmeye çalışan Yahudi – İngiliz ittifakı olan küresel sermaye arasında geçti. 2001 yılında İkiz kulelerin vurulmasıyla aleni olarak başlayan bu savaşta küresel sermaye oldukça öne geçmişti. Ama bu son çatışma ile ABD çok önemli bir başarı sağladı. Bundan sonra bence dünyada çok önemli değişiklikler olacaktır. Amerikalılar kadar Trump’ın kazanmasından Amerikalılardan sonra en karlı çıkacak iki ülke Türkiye ve Rusya olacaktır kanaatimce.

Küresel sermaye büyük ve güçlü devletler istemez. Küçük ve sınırları belli olmayan paranın çok rahat dolaştığı devletçikler ister ki parayı kontrol ederek egemenliklerini sürdürsünler. Bunun için SSCB’yi dağıttılar. Bugün de Rusya Federasyonu’nu ve Türkiye Cumhuriyetini küçültmek istiyorlar. Fakat her iki ülkede de güçlü ve karizmatik devlet başkanlarının varlığı ve ondan da önemlisi güçlü bir devlet geleneklerinin oluşu sayesinde küresel sermayenin bu talebini engelledi.

Son birkaç yıldır Rusya’ya uygulanan ambargoya karşı Rusya hala Kırım ve Suriye üzerinden direniyor. Türkiye ise küresel sermayenin 15 Temmuz’daki son ve en büyük saldırısına müthiş bir cevap vererek Yeni ve tam bağımsız Türkiye olarak bütün saldırıları püskürteceğini gösterdi.

Küresel sermayenin bu başarısızlıklarının ardından ABD’de de başarısız olmalarının kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede çok ciddi sonuçları olacak. Kısa vadede Rusya’ya yönelik yaptırımlar hafifleyebilir. Türkiye açısından ise ABD, PYD ile ilişkisini yeniden gözden geçirebilir. Ortadoğu’da Türkiye’nin  elini güçlendirebilir.

ABD’nin en büyük düşmanı ne Rusya ne Türkiye’dir. En büyük düşman Çin bile değil. Düşman küresel sermayedir.  ABD’nin Çin ile husumeti de Çin’in küresel sermayesinin atölyesi olmasındandır.  ABD’nin Türkiye ve Rusya ile yakınlaşması da ortak düşman algısından dolayı olacaktır. Küresel sermayenin iki büyük oyuncusu AB ve Çin’in dengelenmesi için ABD’nin Rusya ve Türkiye’ye ihtiyacı vardır.  

putin

Bütün bunlara rağmen ABD’de bir Müslümanın seçimi kazanmadığını unutmamak lazımdır. Tıpkı Rusya ile çok yakın olmamıza rağmen Rus devletinin Müslümanlara yaptıklarını unutmadığımız gibi. Ancak bir yandan da devlet yönetimlerinin duygusal değil akılla yürüdüğünü de hatırdan çıkarmamak lazımdır. 

ABD hala İslam dünyası açısından büyük bir problem. Ancak şu anda anladığım kadarıyla tüm dünya için üç yüz yıldır devam eden tarihin gördüğü en büyük zulüm dönemi sona yaklaştı. Bu zulüm döneminin baş aktörü ABD değil İngiltere’dir. Hala dünyayı kontrol etmeye çalışan duygusuz, sinsi, çıkarlarından başka hiçbir ahlaki değer taşımayan İngiliz Devletidir. Artık gücünü gerçekten kaybetmeye başlamıştır. Bakmayın bu gün ABD’nin dünyayı yönetir gözüktüğüne. Arkasında İngiliz aklı vardı.

Ama Allah’ın izniyle bu dönem bitiyor. Dünyada büyük değişiklikler öyle hemen olmaz tabi ki. Faka biz bu kapının açıldığını görüyoruz. Yeni dönemde devletlerin gücünü daha çok göreceğiz.  15 Temmuz’dan sonra kontrolü tamamen alan yerli ve milli devletimiz artık “yeni Türkiye”ye yelken açtı.

Çin tarihte iki defa büyük devlet olma şansını yakaladı ama her ikisinde de içine kapandı. Çin’in bu günkü gücü küresel sermayeden gelmektedir. Bu kontrol edilecektir. ABD, en büyük güç olarak görülse de küresel sermayeden kendini kurtarmak için bir miktar geri çekilecektir.  Yaşlı ve hasta adam AB ise zaten yolun sonuna gelmiştir. Şu anda kuyruğu dik tutan Rusya’nın başındaki Putin ise Abdulhamid Han gibidir. Bütün dinamikleri zayıflamış devleti ayakta tutmaya ve güçlendirmeye çalışmaktadır. Ancak gidişat bunu yapamayacağını gösteriyor. Geriye büyüme istidadı olan tek bir ülke kalıyor.

Yaptıkları yapacaklarının teminatı olan Yeni ve Büyük Türkiye geçmişte nasıl Osmanlı Barış düzenini kurmuşsa gelecekte de tüm dünyanın ihtiyacı olan Barış düzeninin kurulmasında en büyük etken olacaktır inşallah.

Yusuf Taş

Yusuf Taş

1967 yılında Kayseri'de doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. Halen Kafdağı Eğitim ve Kültür Derneği'nin başkanlığını yürüten ve serbest avukatlık yapan Yusuf Taş, Rusya-Türkiye ilişkileri üzerine çalışmaktadır. Çerkesce, Rusça ve İngilizce bilen Yusuf Taş, evli ve iki çocuk babasıdır.

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir