Neydek
KÜLTÜR SANAT

Ramazanoğlu: Hayatı kayıt altına almalıyız

Bu yıl 7’ncisi düzenlenen Edebiyat Mevsimi’nin dördüncü gününde öykü dergiciliği ile Sezai Karakoç ve Diriliş dergisi konuşuldu. Okuyucu öykü ilişkisini anlatan Yıldız Ramzanoğlu, “İnsanlığın büyük hikayelerinden küçük parçalar kopararak onları kayıt altına almalıyız. Biz çok azını kayıt altına alabiliyoruz. Hikayenin bütününün kayıt altına alınması lazım. Kayıt altına alınmazsa, sanki bir çöp gibi sürükleniyoruz” dedi.

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı işbirliğiyle gerçekleşen etkinlikte bu yıl ‘dergiler’ teması işleniyor. 24 Ekim Cumartesi gününe kadar sürecek olan etkinlikte 100’den fazla edebiyatçı, yazar, akademisyen ve gazeteci konuşma yapıyor. Etkinlik, Sultanahmet’te Kızlarağası Medresesi’nde gerçekleştiriliyor. Moderatörlüğünü öykücü Cemal Şakar’ın yaptığı panelde dergilerde öykü ve öykü dergiciliği konuşuldu. Yine bir sonraki oturumda da Sezai Karakoç ve Diriliş dergisi konuşuldu. Moderatörlüğünü Mahmut Bıyıklı’nın yaptığı bu oturumda Prof. Dr. Turan Karataş ve Yüksel Kanar konuşmacı oldu.

RAMAZANOĞLU: HİKAYELER HAYATIN İÇİNDE

yıldız ramazanoзlu

Yıldız Ramazanoğlu, “İnsanlığın büyük hikayelerinden küçük parçalar kopararak onları kayıt altına almalıyız. Olaya buradan bakınca dergilerde mi, kitaplarda mı görmek isteriz diye diyoruz. Hikayeler hayatın içinde. Sağanak gibi hikaye yağıyor. Çocukluğumdan beri bunu böyle algılamışımdır. Biz çok azını kayıt altına alabiliyoruz. Hikayenin bütününün kayıt altına alınması lazım. Kayıt altına alınmazsa, sanki bir çöp gibi sürükleniyoruz. Başımızdan geçenlere karşı gerçekten kayıtsız kalmış oluruz ve başımıza gelen bütün bu felaketlere de karşı koyamayız.”

SÜNGÜ: ÖYKÜ DERGİCİLİĞİ BAĞIMSIZ BİR ALAN

günay süngü

Güray Süngü, “Öykü dergiciliği bir bağımsız alandır. Çünkü bir dönemin bahsettiği şeylerle ilgilidir. Öykü dergiciliği eskiden hevesle bir şekilde başlardı. Eskiden insanlar bir araya gelirdi. Birçok dergici, böyle başlamıştır. Günümüzde de bu iş aynı şekilde devam ediyor.”

ERTUĞRUL: ŞAİRLER ÇABUK ÖFKELLENİR

aykut ertuğrul

Aykut Ertuğrul, “Şairlerin gazabından da korktuk biraz. Şairler çok çabuk öfkeleniyorlar çünkü. Belki bu yüzden Mavera, Hece, Dergah gibi dergilerin başında hep öykücüler var” dedi. Bir öykücü olarak ‘ben öykü okurum, gerisine karışmam’ düşüncesinde olmadığını ifade eden Ertuğrul, “Bir öykücü günümüz şiirini, edebiyat dergilerini mutlaka takip etmeli. Biz kendi dergimizde öyküye odaklanmalı.”

ÖZSARAY: GELECEĞE KALMASI İÇİN KİTAPLAŞTIRMAK İSTİYORLAR

yunus emre özsaray

Yunus Emre Özsaray, “Bir kişinin hikayesinin dergilerde kalması durumunda, yıllar sonra onun edebiyat tarihine konu olmaması, konuşulmaması durumu oluyor. Öykücü ve şairler de bu sebeple çalışmalarını kitaplaştırmak istiyorlar. Dergilerin buna katkısını konuşmak gerekiyor. Dergiler sadece metinleri yayımlamakla mı kalmalı? Yoksa dergiler öykücü için bir kartvizit mi olmalı? Edebiyat dergisi çıkaranların, aynı zamanda kendisiyle yol alan arkadaşlarımızın bu sorunlarına eğilmesi gerekiyor.”

KOCA: DERGİYE ÖYKÜ GÖNDERENLERİN ÇOĞU ÖYKÜ OKUMUYOR

Osman Koca

Osman Koca, “Türkiye’deki edebiyat dergilerinin kapasite anlamında romanı kaldırması mümkün görünmüyor. Geçmişte İçtihat dergisi bunu yapabilmiş. Fakat bugün öyküye dahi belli sayfalar ayırabiliyoruz” dedi. Yedi İklim Dergisi’nde öyküye yer verdiklerini belirten Koca, “Yedi İklim Dergisi’nde öyküye yer verdiğimiz halde, henüz genç bir öykücü yetiştirebilmiş değiliz. Dergiye öykü gönderenlerin çoğunun öykü okumadığını, edebiyat dergilerini de takip etmediğini düşünüyorum. Kimisi kitabını gönderiyor, kimisi çok uzun hikayeler gönderiyor. Dergilere öykü göndermeyi düşünenlere üç sayfayı geçirmemelerini tavsiye ederim.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Neydek