GÜNDEM KÜLTÜR SANAT

GAZETECİ-YAZAR CENGİZ HALİLÇİÇEK “HER SON BİR BAŞLANGIÇTIR”

Duayen Gazeteci-Yazar Cengiz Halilçiçek sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımında “Çalışarak yaşamak” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Kendi hayatından kesitler sunduğu yazıda, gençlere “Başarmak için sevmek gerektiğini” öğütleyen Halilçiçek’in yazısı sosyal medyada yoğun ilgi gördü.

Cengiz Halilçiçek’in yazısını olduğu gibi paylaşıyoruz.

ÇALIŞARAK YAŞAMAK
Çalışmaya başlayışımın üzerinden 42 yıl bir gün geçti. Çalışarak yaşıyorum, yaşadıkça çalışıyorum, yenilediğim hedeflerimle diri, kimseden esirgemediğim sevgimle dinç, paylaşarak mutlu oluyorum. Düşmanım yok, sevmeyenim var; onlara da sevdiklerim kadar sağlıklı ve mutlu bir ömür temenni ederim.
Çalışarak geriden bıraktığım 42 yıl; 15 Aralık 1978’de Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri’nde başladı, Bölge Ekspres, Zafer, Yeni Gazete ve Anadolu Ajansı’nın ardından SANKO Holding’de heyecanımı, üretkenliğimi yitirmeden devam ediyor. Çalışmak, benim için sadece para kazanmakla sınırlanmayacak kadar anlamlı ve önemli. İşine ve mesleğine değer katma hedefi, ailen ve çevren ile paylaşmak kadar insanı mutlu edecek ne olabilir ki?
Hedefim daha çok çalışarak, hayatına dokunduğum insan sayısını artırmaktır. Hayata dokunmak mutlaka maddi olmayabilir. Bazen varlığınız ile güç verdiğiniz insanların yastığa başını daha huzurlu koyması da bir o kadar önem taşır.
İlk günden aklımda kalanlara gelince; işe başlayacağım günün gecesini net olarak anımsıyorum, sabaha kadar imza çalışmıştım. İmzanın ne kadar önemli bir ifade metni olduğunun bilincini ile örnekler hazırladım, beğenmedim, yenilerini hazırladım ve nihayet kullanmaya devam ettiğim imzayı tasarlayarak işyerine gittim.
Hayatımın yüzde 70’ini, iş ortamında her anında üç gün sonrasının öngörüsüyle dolu dolu çalışılarak geride kaldı. İşe başladığım günü hatırlıyorum da nasıl bir heyecan, tarifi mümkün olmayan bir mutluluktu. O gün, fiilen üstlendiğim ailevi sorumluluklarımın resmen başlamasının yanı sıra, “büyüdüğüm” gündü.
Genel Müdür Sayın Ökkeş Kıroğlu’nun onayı ile Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birliği İşletmeler Müdürlüğü Konsantre Üzümsuyu Fabrikası’na adım attığımda kalbimin ritmi yükselmişti. Müdürümüz, kayıtlarımda dahi 42 yıldan beri ağabey dediğim Yılmaz Kurt, Makina Mühendisi Fazlı Kirişçi, Kimya Mühendisleri Adnan Ercan ve Suna Özen ile Günay (Güreş) abla başta olmak üzere çok sayıda arkadaşı tanıdım, sevdim, saydım. Hepsine sağlık ve mutluluk dolu yıllar temenni ederim.
Bir yıl sonra merhum Ahmet (Can) ve Nezih (Keretli) Beyler tarafından Genel Müdürlükte görevlendirildim. Sayın Kıroğlu’ndan sonra Dr. Ali Parıl Sümer ve Bülent Özesen Genel Müdür olarak görev yaptı. Dönemin en önemli kurumu olan Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nde çalışmak adeta ayrıcalıktı.
Sonraki yıllarda zaman zaman ekonomik sıkıntılar dolayısıyla maaşlar gecikmeli de ödense, Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birliği kent ve bölgede istihdam, ekonomi ve maalesef kurumun batışını hazırlayan siyaset anlamında önemini korumuştu. İstihdamdaki plansız artış sonrası uygulanan tasfiye için belirlenen kriterler (askerliğimi yapmamıştım, eşlerden birisinin ayrılması) kapsamında olduğumdan 15 Mart 1983’te ayrılmak durumunda kaldım.
Bazen o anda çok üzüldüğümüz kararların, hakkımıza hayırlı olduğuna tanık oluruz. Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nden ayrılmam sonrasındaki yol haritam buna güzel bir örnek sayılabilir. Yıllar geçtikçe, daha yürekten gelen bir sesle “Allah o tasfiye kriterlerini belirleyenlerin anasına, atasına rahmet etsin” diye defalarca dua ettim. Her son bir başlangıçtır. Buna samimiyetle inananlardanım.
Bu dönemde kaybettiğimiz Ahmet Can, Mustafa Boz ve Şıho Gözlügöl’e Allah’tan rahmet,  diğer arkadaşlara sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim. O dönemden Yılmaz Kurt, Adnan Ercan, Mustafa Karakuş, Muammer Ağyüz, Ferit Zirek ve İhsan Özsoy beyler ile görüşmenin mutluluğunu yaşıyorum.
Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri’nin ardından 1,5 yıl kadar Yaşar ve Mehmet Aytekin kardeşlerin iş yerinde geçen o dönem farklı bir tecrübe edinmemi sağladı. Yaşar Abi ve oğulları Seyfi, Fehmi ve Hüseyin’e sağlıklı günler temenni ederim. Aramızdan ayrılan Mehmet Abiye Allah’tan rahmet, evlatlarına sağlıklı ve mutlu bir hayat dilerim.
Bölge Ekspres’te Metin (Aybey) Bey’in yanında çok kısa süreliğine adım attığım basın sektöründe, Zafer Gazetesi’nde merhum Vahittin (Bozgeyik) Bey, merhum Bezmi (Özkan) Bey, Yeni Gazete’de merhum Mehmet (Sağlam) Beyin büyük desteklerini gördüm. Vahittin Bey basın mesleğinde kalmamı, Bezmi Bey ise Mehmet Bey ile tanışmamı sağlayarak basında yolumu açan öğretileri öğrenmemde tartışmasız pay sahibi oldu. Soy adı gibi sağlam duruşu olan rahmetli Mehmet Bey’i ne kadar yazsam anlatamam.
Yeni Gazete’nin ardından 30 Eylül 1987’de Anadolu Ajansı Gaziantep Bürosu kuruluşunda görev aldım, Gaziantep Bölge Müdürü iken 31 Ocak 2003’te emekli oldum. Emeklilik sonrası 4 Mart 2003’te SANKO Holding’te göreve başladım. Dün (15 Aralık) 42 yıl geride kaldı. İlk günkü heyecanımı yitirmedim. Yılları geride bırakınca yaşlandığımı düşünmüyorum, yaş alıyorum. Yaşlanmak ile yaş almak çok farklı. Nice 30-35 yaşında çalışanın atalet içerisinde olduğunu görünce yaşlanmanın yaş ile ilgili olmadığını her geçen yıl daha ısrarla savunuyorum.
İyiliğine ya da kendince kötülüğüne 42 yılda iz bırakan herkese teşekkür ederim. Hepsinden öğrendiklerim oldu. Hayatımda iz bırakan herkesi kazanç görüyorum. İyilerden iyiliği öğrenip iyi olmayı, kötülerden kötülüğü öğrenip kendimi korumayı öğrendim. Ama hiç kimseye kötülük yapmayı düşünmedim bile. Her zaman karşımdakinin benden en az bir artısı olduğunu düşünme erdemine kavuştum.
Bu süreçte kaybettiğimiz Mahmut Oğuz Göğüş, Reşat Zorbaş, Cemil Cahit Güzelbey, Yaşar Özen, Ülkü Tamer, Kemal Bağcı, Erdal Çelik, Fahri Anlaroğlu, Nuri Sabırsız, Fevzi Günenç, Sinan Tanyıldız, Adil Dai, Aykut Tuzcu ve Ali İnce’ye Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun.
Sözlerimi hayatıma yön veren ve her zaman tekrarladığım Nâilî-i Kadîm’in sözleriyle tamamlıyorum.
Yıkanlar hâtır-ı nâ-şâdumı yâ Rab şâd olsun Benüm-çün nâ-murâd olsun diyenler ber-murâd olsun
Türkçesi
Ya Rab, şad olmayan şu gönlümü yıkanlar varsın bahtiyar olsunlar; Benim için ‘muradına ermesin!’ diyenler de muratlarına ersinler.
Cengiz Halilçiçek
(Gazeteci-Yazar)
Etiketler

editör editör

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir