Neydek
GÜNDEM YAZARLAR

Terör ve siyasi istikrar

1984'den beri terör içerisinde istikrar arayan Türkiye, 2002 yılından sonra hızlı adımlarla istikrarı yakalama yolunda mesafeler aldı. Ekonomideki iyileşmeler "Fakir Türkiye"yi gerilerde bıraktı.

1984’den beri terör içerisinde istikrar arayan Türkiye, 2002 yılından sonra hızlı adımlarla istikrarı yakalama yolunda mesafeler aldı. Ekonomideki iyileşmeler “Fakir Türkiye”yi gerilerde bıraktı. Sosyal devlet anlayışı ön plana çıktı; sağlıkta, eğitimde ve sosyal alanlarda önemli gelişmeler yaşandı. Alt yapılarda önemli iyileşmeler ülkeyi az gelişmişlikten çıkardı. Birçok konuda AB ülkeleriyle kıyaslanacak hale geldi. Tüm bunların altında yatan ana etken tek partinin iktidar olduğu güçlü hükümetin inşa ettiği siyasi istikrar ortamıydı.

Irak’ın işgali, İsrail’in bölgede çıkardığı huzursuzluklar ve “Arap Baharı” sonrası gelişmeler Türkiye’nin bölgesinde yeni rol almasına yol açtı. İşte ne olduysa bundan sonra oldu… Türkiye’nin bölgede söz sahibi olmak istemesi, özellikle İsrail, Mısır ve Suriye konusunda Batı’nın dümen suyundan çıkması müttefiklerimizin planlarına ters geldi ve Türkiye’yi yönetenleri değiştirmek için düğmeye bastılar.

Gezi olaylarıyla başlayan Türkiye’yi istikrarsızlaştırma harekâtı, 7 Haziran seçimlerinin siyasi sonuçlarıyla birlikte mahiyet değiştirerek el’an devam ediyor. Devletin kılcal damarlarına kadar sızan paralel yapılanmanın manipülasyonları,  PKK’nın barış masasını tekmeleyerek terk etmesi, onun siyasi uzantısı olan HDP’nin siyasi çözümleri reddetmesi ülkede kaosun önünü açtı.

Şimdi önemli bir yol ayırımındayız. 1 Kasım seçimleri eğer yeniden tek parti hükümeti kuracak istikrarı sağlarsa Türkiye oldukça tecrübelenmiş olarak kaldığı yerden yoluna devam edebilir. Müttefiklerimiz de ister istemez bu durumu kabullenip şimdilik kaydıyla kavga ettikleri ekiple yollarına devam ederler. Ancak siyasi sistemde köklü değişikliler yapılmadıkça bu olayların her zaman nüksetmesi ihtimal dâhilindedir.

Türkiye, demokrasisini kökleştirmeli ve derinleştirmelidir. Toplumsal kesimlerin uzlaştığı bir sivil anayasa bunun bu ilk adımı olacaktır. Başkanlık siteminin siyasi kaos ve istikrarsızlığın önünü kapatacak bir dönüşüm olacağı ön kabulüyle tartışmaya açılması gerekir. Siyasi partiler bu yolda cesur adımlar atmalıdır.

İstikrarlı bir Türkiye’nin yolu, AB kriterlerine uygun, insan haklarına duyarlı demokratik bir düzenden geçer. Bir yandan demokratikleşme yolunda adımlar atılırken, öte yandan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı silahlı mücadele üzerine kurulmuş olan PKK’nın kesinlikle tehdit olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Zaten doğası gereği çatışmadan yaşaması imkanız olan PKK’nın demokratik Türkiye’de geleceği olamaz.

Türkiye’nin bölge için vizyonu kalıcı barış, istikrar ve güvenlik ile sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın sağlanması olmalıdır.  Güvenlik ve istikrarın tesisi ekonomik kalkınma ve refah için olmazsa olmaz şarttır. Bu nedenle, Türkiye bölgedeki sorunlarını diyalog yoluyla çözmeli, bölge ülkeleri arasında ekonomik karşılıklı bağımlılığın yaratılması, sosyal ve kültürel alanlarda ilişkilerin güçlendirilmesi için çaba sarf etmelidir.

Bu pencereden bakıldığında, 1 Kasım birçok düğümü çözebilir; ya da yeknesak bir ülke olarak üç adım ileri, iki adım geri sayar dururuz.

Enver Mıhçıoğlu

Enver Mıhçıoğlu

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek