Neydek
GÜNDEM

Mavi Marmara saldırısının 6’ncı yılında Türkiye-İsrail ilişkileri

Gazze’ye insani yardım götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisine İsrail’in düzenlediği saldırının 6'ncı yılında, İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Milli Gazete'ye önemli açıklamalarda bulundu. Timuçin Mercanoğlu'nun sorularını cevaplayan Yıldırım, Mavi Marmara davasını ve Türkiye-İsrail ilişkilerini yorumladı.

Gazze’ye insani yardım götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisine İsrail’in düzenlediği saldırının 6’ncı yılında, İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Milli Gazete’ye önemli açıklamalarda bulundu. Timuçin Mercanoğlu’nun sorularını cevaplayan Yıldırım, Mavi Marmara davasını ve Türkiye-İsrail ilişkilerini yorumladı.

50 aktivist ile Gazze’ye insani yardım götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisine İsrail’in düzenlediği saldırının üzerinden 6 yıl geçti. 31 Mayıs 2010 tarihinde sabaha karşı İsrail askerleri, tamamı sivillerden oluşan Mavi Marmara gemisine saldırmış ve 10 kişi şehit olmuştu. Şehit aileleri ve İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından İsrailli yetkililer hakkında hem Türkiye’de hem de birçok Avrupa ülkesinde açılan davalar, İsrail aleyhine sonuçlanmıştı. Son olarak Türkiye’nin NATO’daki İsrail vetosunu kaldırması ‘suçlu olanın ödüllendirilmesi’ şeklinde yorumlandı ve Şehit aileleri buna büyük tepki gösterdi.

İHH ve bireysel olarak da şehit aileleri Mavi Marmara davasından vaz mı geçecek?

Böyle bir şey söz konusu olamaz. Biz ilk andan itibaren davanın takipçisiyiz. Hem bizler mağdurlar olarak Siyonist rejim katillerine dava açmış iken nasıl bundan vazgeçebiliriz. Katiller hakkında tutuklama kararı verilmiştir ve bizler müştekiler olarak kırmızı bültenlerin çıkarılması için büyük bir çaba içindeyiz. Şehit aileleri ile sürekli irtibat halindeyiz ve hiç kimsenin aklından geri dönmek gibi bir ihtimal geçmiyor. Bizim görüşümüz budur, sosyal medya ya da başka yerlerde neler söylendiğine itibar etmemek gerekir.

Davalardan vazgeçilmesi yönünde Hükümet yetkililerinden herhangi bir baskı ya da tavsiye oldu mu?

Bize böyle bir baskı şu ana kadar gelmemiştir. Burada şunu açığa kavuşturmak gerekir, Türkiye’nin İsrail ile yürütmüş olduğu diplomatik pazarlıklar ile bizlerin mağdurlar olarak mahkeme koridorlarında yürüttüğümüz süreç birbirinden farklıdır. Bu konuda davadan vazgeçmeyeceğimizi herkes bildiği için bize böyle bir teklifte bulunamaz. Diğer yandan teknik olarak davadan vazgeçmemiz için herhangi bir girişim söz konusu olamaz. Zira katiller hakkında tutuklama kararı zaten verildi.

BÜLENT YILDIRIM ŞUBAT

Türkiye’nin Mavi Marmara davasından vazgeçip İsrail’le ilişkileri düzeltmek istemesine İHH ve şehit aileleri nasıl bakıyor?

Biz Siyonist İsrail rejimi ile ilişkilerin geliştirilmesine elbette sıcak bakamayız. Bu konuda yapılan açıklamalar bizleri tatmin etmese de, süreci yakından takip edip kanaatlerimizi kamuoyu ile paylaşmaya çalışıyoruz. Türkiye hukuki olarak haklı olduğu bir davanın diplomatik olarak takipçisi olmaktan vazgeçmemelidir. Türkiye-İsrail ilişkilerinin de eski haline gelmemesi için elimizden geleni yapmaya kararlıyız. Biz seferden sorumluyuz.

İsrail’le ilişkileri tekrar düzeltmek için Türkiye’nin tavizler vermesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “one minute” çıkışına gölge düşürür mü?

Türkiye ile olası anlaşma gündemi bile İslam dünyasında ve ezilen halkların vicdanlarında tepkiyle karşılanıyor. Yükselen sesler ve tepkiler ‘One Minute’ duruşunun devam etmesi gerektiğini ve eğer bir anlaşma olursa bu seslerin bir daha cesaret bulamayacağını dillendirmektedir. Hem bu duruşun korunması hem de Filistin’in mevcut durumunu kötüleştireceği endişesi açıkça görülmektedir. Anlaşma için atılacak her adım Gazze’ye yapılacak saldırı ihtimalini artırmaktadır.

CİDDİ BİR YAKINLAŞMA OLDUĞU ÇOK AÇIK

Türkiye’nin İsrail’e NATO vetosunu kaldırması, İsrail’e zeytin dalı uzatmak anlamına mı geliyor?

Bu konuda iki taraf arasında ciddi bir yakınlaşma olduğu çok açık. Biz bu yakınlaşmaya kategorik olarak karşı olduğumuz için, bunun NATO veya OECD çerçevesinde oluyor olması fark etmiyor. Buna zeytin dalı denilebilir. Bu yakınlaşmanın gideceği yer çıkmaz sokak gibi görünüyor. Zira, Siyonist rejim daha önce sözlerine güvenilemez olduğunu yüzlerce defa gösterdiği halde bugün hangi sözlerine güvenilerek böyle bir yakınlaşma politikası izleniyor anlamak zor. Kaldı ki, veto şerhinin kaldırıldığı gün Gazze bombalanmıştır.

Kutsal mekanların güvenliği düşünülmeli

Mavi Marmara saldırısı yapılmamış olsaydı bile Türkiye-İsrail ilişkilerinde neler gözetilmeliydi?

Bu konuda öncelikle Türkiye ve Filistin halklarının menfaatleri ve bizim kutsal mekanlarımızın güvenliği göz önüne alınmalıdır. Mavi Marmara olmasaydı dahi, İsrail’in işgalci kimliği değişmeyecekti. Türkiye hiçbir şekilde İsrail ile ilişki kurmamalıdır. Hatta Yahudilerin bile Siyonizm’den kurtarılması gerektiğine inanıyoruz.

Times of Turkey

Times of Turkey

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek