Neydek
GÜNDEM

Fatma Şahin: Gaziantep göçün berekete dönüştüğü bir yerdir

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Times of Turkey’den Yaşar Yavuz’a verdiği mülakatta Gaziantep’in bir sanayi kenti olduğu için sürekli Güneydoğu’dan göç aldığını söyledi.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Times of Turkey’den  Yaşar Yavuz’a verdiği mülakatta Gaziantep’in bir sanayi kenti olduğu için sürekli Güneydoğu’dan göç aldığını söyledi. Şahin “Gaziantep aynı zamanda göçün berekete dönüştüğü bir yerdir. Göç Gaziantep’te, huzura, berekete, kalkınmaya ve kardeşliğe dönüşmüştür. Bu kente gelen herkes hem kendine hem de bu kentte bir şeyler katıyor. Kalkınıyor ve kalkındırıyor. İşte 7 Haziran’da bunu durdurmaya çalıştırlar. Gaziantep halkı bu oyunun farkında ve 1 Kasım’da bu oyunu bozacaktır” dedi.

-7 Haziran’dan sonra ne oldu ve Türkiye’nin istikrarını bozmaya çalışanlar kimler ve ne yapmaya çalışıyorlar?

12 yıl Ankara’da görev yaptım. Bu sorunuza 14 yıl öncesine giderek bakmak istiyorum. Öncelikle güçlü bir lider ve bölgesinde istikrarlı bir Türkiye hedefiyle iş başına geldi AK Parti. Gelişmekte olan ülkeler içinde fark yapıp, alt gelir gurubunu orta gelir gurubuna çıkaran ve üst gelir gurubuna çıkarma hedefiyle yoluna devam eden bir Türkiye şer ittifaklarını ciddi manada rahatsız etti. O yüzden 367’ler yaşandı. O yüzden parti kapatmalar daha o günlerde yaşandı. Geçen 14 senede çok büyük sınavlardan geçtik. En zor sınavı “Gezi” olaylarında verdik. Birkaç ağacı bahane edenlerin asıl hedefinin Recep Tayyip Erdoğan ve bu ülkenin istikrarı olduğunu o gün daha net anlamış olduk. O gün bu oyunu Sayın Cumhurbaşkanımızın yüksek cesaretiyle atlattık. O planı yapanlar gerçek amaçlarına vasıl olamadılar.

-Türkiye’yi istikrarsızlaştırma projesinin arkasındaki güçlerin hedefinde kim var, ya da ne yapmak istiyorlar?

Bakın Gezi provokasyonlarından sonuç alamayanlar hemen akabinde 17-25 Aralık operasyonlarına başladı. Hakikaten halkımız bunu anlamakta çok zorlandı. İnsan yetiştirme ve eğitim adına kurulmuş, herkes tarafından desteklenen bir yapının, bir cemaatin iç tarafta ülke güvenliğini zedeleyecek ve ipinin başkasının elinde olduğu 20-30 yıllık bir çalışmayla bir hâkimiyet oluşturan yapının gerçek yüzü ortaya çıkmış oldu. 17-25 Aralık oprasyonu Mısır ile aynı operasyondu. Tıpkı Mısır’da halk tarafından seçilmiş ve daha sonra darbeyle zindana atılmış operasyonu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a yapacaklardı ve onu gözümüzün önünde demir kafese koyup bu halka korku vererek sindireceklerdi. Hem Cumhurbaşkanımızın net duruşu hem de halkımızın feraseti tüm bu kirli oyunları boşa çıkardı.

-1 Kasım’da Türkiye İstikrar ve güveni tekrar yakalayacak mı?

Bakın puslu havayı seven ve Türkiye’nin 90’lı yıllarını arayan şer güçler, Türkiye’nin birlik ve dirliğinden rahatsız oldukları için Kandil üzerinden PKK’yı devreye sokarak yeniden kaos çıkarmaya kalktılar. Şimdi halkımız 7 Haziran’ın tekrarına gidiyor. 1 Kasım’da bu onurlu halk, şer güçlere en iyi dersi sandıkta verecektir. Çünkü 1 Kasım’ın tekrarı yok. Bu yüzden önümüzdeki bu seçim ülkemiz açsından hayati bir önem arz etmektedir. Halkımız 1 Kasım’da 13 yıldır elde etmiş olduğumuz kazanımların kaybolmaması için sandık başına gidecektir. Bugünden sonra bu ülkede sağlanan huzur, güven, barış ve istikrarı kaybetme lüksümüz yoktur. 1 Kasım, AK Parti’yi iktidar yapma seçimi, yâ da falan kişiyi milletvekili yâ da bakan yapma seçimi değildir. 1 Kasım bir ülkenin üzerinde dolaşan kara bulutları dağıtma seçimidir. Ben 7 Haziran’dan bugüne halkımızın ciddi bir muhasebe yaptığına inanıyorum.

AK Parti’ye neden bu kadar yükleniyorlar?

AK Parti tek kelimeyle bu coğrafyanın umudur. Bunu kime soransanız aynı cevabı alırsınız. Bunu Kürtler, Türker, Araplar, Sunniler, ve Şiiler çok iyi biliyor ve buna inanıyorlar. AK Parti’yi bitirmeye çalışanlar bu coğrafyayı bir baştan bir başa savaş alanına çevirmek isteyen şer güçlerdir. AK Parti bu coğrafyada sadece bir siyasi parti değil, bir duruştur aynı zamanda.

-Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘analar artık ağlamasın demişti, ama ne yazık ki analar yine ağlamaya başladı. Ne yapmalı analar?

Bir ana olarak ben ana yüreğinin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız analar ağlamasın derken tüm anaları kastediyor. Çünkü bir ana ağladığında diğer tüm analar da onunla beraber ağlarlar. Bu yüzden “cennet anaların ayağı altındadır” denilir. Anaları ağlatanlar asla iflah olmayacaklardır. Onların yüreğinin acısı gerçekten büyüktür. Bu ülkede ağlayan ana Kürt de olsa Türk de olsa onunla beraber tüm anaların yüreği yanar. Ben Kürtçe bilmedikleri halde yakılan Kürtçe ağıtlara ağlayan nice ana yüreğine şahit oldum. Barış kalpten, yürekten başlar. Bu ülkede analar savaş değil barış istiyor. Onlar hiçbir zaman savaş, kan ve gözyaşı istemediler. Bu yüzden de ben 1 Kasım’da anaların bu düğümü çözeceklerine inanıyorum.

-Bölge’nin lokomotifi olan Gaziantep 7 Haziran’dan sonra bu belirsizlikten ne kadar etkilendi?

Hepimizin bildiği üzere Gaziantep bir sanayi kenti olduğu için sürekli Güneydoğu’dan göç almaktadır. Gaziantep aynı zamanda göçün berekete dönüştüğü bir yerdir. Göç Gaziantep’te, huzura, berekete, kalkınmaya ve kardeşliğe dönüşmüştür. Bu kente gelen herkes hem kendine hem de bu kentte bir şeyler katıyor. Kalkınıyor ve kalkındırıyor. İşte 7 Haziran’da bunu durdurmaya çalıştırlar. Gaziantep halkı bu oyunun farkında ve 1 Kasım’da bu oyunu bozacaktır.

-Arap baharı ile başlayan Suriye savaşını Erdoğan’ın üzerine atan zihniyet neye hizmet ediyor sizce?

Öncelikle bunu söyleyenler başka güçlere hizmet ettiklerini ve bunun içeriğini bildikleri halde bilerek olayı Sayın Cumhurbaşkanımızın üstüne attıklarına inanıyorum. Çünkü biz önce Suriye böyle olmasın diye çok ciddi bir mücadele verdik. Kabinede ve merkez yürütme kurulunda ben bizzat şahit oldum fakat bu başarılamadı. Çünkü bu Arap baharıyla başlayan savaşın Ortadoğu’da halkıyla yöneticisini karşı karşıya getirdiği bir savaş. Halkın talebi yönetim tarafından karşılığını bulamayınca ciddi bir kaos başladı. Ve o bahar diye başlayan şey hızla kışa dönüştü. Çünkü hesaplar tutmadı. Gaziantep Esed’in ölüm makinalarından kaçarak buraya sığınanların olduğu bir şehir.

-Suriyelilere sahip çıktığınız için muhalefet cephesinden çok ciddi eleştiriler aldınız. Gerçekten nasıl bakılması gerekir bu olaya?

Özellikle bizi ilgilendiren kısmın 932 kilometrelik sınırımızın olduğu bir komşumuzda bir yangın olduğu zaman bizi de direk etkiliyor. Biz bunu görünce olmasın diye çok çaba sarf ettik. Olay olduktan sonra ise biz oradaki kardeşlerimize, akrabalarımıza ve sınır komşumuza kucak açmış olduk. Sayın Cumhurbaşkanımız daha başbakan iken “biz büyük bir ülkeyiz orada ki savaş mağduru kardeşlerimiz ölümle yüz yüze kalmalarına göz yumamayız” dedi. Çünkü biz ensar ve muhacir kavramının olduğu bir inancın mensuplarıyız. Tabi 5 yıl çok uzun bir süre 5 yıl kimse kimseye kucak açmaz. Fakat bu şehrimizin misafirperverliğini tarih altın harflerle yazacak. Çünkü tüm Avrupa ülkelerinin almış olduğu toplam mülteci sayısının yalnız üç katını sadece bu şehrimiz kucaklamıştır. Avrupa ülkelerinin 200, 300, 500 1000 gibi rakamlar gibi almış olduğu mültecilerle övünmesine karşılık Türkiye’nin ise 2 milyonu aşkın mülteciye kucak açmasına ise dış ülkelerde algı oluşturulmaya çalışılıyor. Böyle adaletsiz bir dünyadayız. Yarın Suriye’deki savaş bitince şu an Türkiye’nin kucak açmış olduğu çocuklar büyüyüp gelecekler ve Türkiye’nin gelişmesine katkıda bulunacaklar. Biz bunu göreceğiz biz görmesek de bizim çocuklarımız bunu göreceklerdir. Tarih ise bu insanlık durumunu altın harflerle yazacaktır.

 

 

 

Times of Turkey

Times of Turkey

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek