Neydek
GÜNDEM

Dr. Akkır: Anadolu’da Erdoğan’a büyük destek var

Referandum hakkında halkın pek bilgi sahibi olmadığını ifade eden Dr. Akkır, “Şu an bir sessizlik var. AK Parti miting yapmazsa bu siyasal değişimi halka anlatamazsa başarısız olur. Ancak birazcık çabayla yüzde 55-60 ‘evet’ alınabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Akit TV’de katıldığı ‘Gündem Özel’ programına konuk olan Sosyolog Dr. Ramazan Akkır, “MHP’nin içindeki muhalifler vermese bile referandumda yüzde 55-60 arasında ‘evet’ oyu çıkacağını düşünüyorum” dedi.

Akit TV’de İbrahim Bedir’in sunduğu ‘Gündem Özel’ programına konuk olan Sosyolog Dr. Ramazan Akkır ile Sabah gazetesi Dış Haberler Editörü Bercan Tutar, İslamofobi, ABD’de Trump dönemi ve referandum sürecini analiz ettiler. İbrahim Bedir’in sorularını cevaplayan uzmanlar, referandum sürecinde halkın sosyolojisine de değindi.

Sosyolog Dr. Ramazan Akkır, “Şu an da AK Parti’nin yüzde 52-53 oyu var. CHP’nin yüzde 25 kemikleşmiş oyu var. MHP’nin yüzde 12-13 oyu var. HDP’nin yüzde 7’lere düşen oyu var. AK Parti MHP ile ittifak ettiğinde normal şartlarda alabileceği yüzde 60-65 bir oy var. AK Parti içerisinden bir kısmı vermese, MHP’nin içindeki muhalifler vermese bile referandumda yüzde 55-60 arasında ‘evet’ oyu çıkacağını düşünüyorum. Geçtiğimiz ay Güneydoğu’da bulundum. Siirt, Mardin, Şırnak’a gittim. Bölgede yüzde 50 oyunu kaybetmiş bir HDP var. O insanlar artık AK Parti’ye yüzlerini dönmüş durumdalar. Erdoğan’ın şahsında AK Parti’ye müthiş bir teveccüh var” diye konuştu.

Referandum hakkında halkın pek bilgi sahibi olmadığını ifade eden Dr. Akkır, “Şu an bir sessizlik var. AK Parti miting yapmazsa bu siyasal değişimi halka anlatamazsa başarısız olur. Ancak birazcık çabayla yüzde 55-60 ‘evet’ alınabilir” değerlendirmesinde bulundu.

AKKIR: ERDOĞAN’A BÜYÜK DESTEK VAR

Dr. Akkır, FETÖ’cü yayın organlarının geçmişte hem ülkede hem de yurtdışında yaptıkları yanlış propagandaların halkın kafasında karışıklık açtığına ancak halkın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a büyük teveccüh gösterdiğini ifade dedi.

Dr. Akkır şunları söyledi: “Halkın kafasında biraz karışıklık var. Medya son dönemde Türkiye’de FETÖ’cü medyanın savunduğu temel şeyler vardı; Türkiye otoriterleşiyor, Erdoğan diktatörleşiyor, Türkiye’de basın özgürlüğü yok gibi. Dünyanın her yerine bunu pazarladılar. Otoriterleşme sözü halkın kafasında biraz da olsa karışıklığa sebep oluyor. Fakat kendi tarihsel şartlarımızı düşünelim. Bizim siyasi tarihimiz lider odaklıdır. Halk, partili Cumhurbaşkanlığı ya da Başkanlığı bilmeyebilir. Ama liderlerinin isimlerini bilir. Güçlü lider çıkmışsa, halkı arkasından sürüklemeyi bilmiştir. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirler yanıltıcı olabilir. Ancak Anadolu’da Erdoğan’a büyük destek var.”

AKKIR: NATO, DÜŞMAN KUTBUNA İSLAM’I KOYDU

Her geçen gün artan İslamofobinin çıkışının 1990’lı yıllardaki NATO politikasından kaynaklandığını ileri süren Dr. Akkır, “ABD önce Rusya’yı yani Sovyet bloğunu batırdı. Ardından da İslamofobi inşa etti. Şu anda DEAŞ’ın temsil ettiği söylem. İslamofobi üzerinden dünyayı yeniden inşa etmeye başladı ABD. 1990’lı yıllarda biz İslamofobiyi konuşmaya başladık.  Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra NATO, düşman kutbuna İslam’ı koydu. Aşama aşama Taliban, el-Kaide, Boko Haram, DEAŞ üzerinden dünya kaosun içerisine itildi. İslam’ın barışı temsil eden bir din olduğunu açıklamak bile güçleşti” dedi. Günümüzde yaşanan çatışmalara değinene Dr. Akkır, “Dünya bir çıkmaza doğru gidiyor. Yemen-Suudi Arabistan Şii-Sünni gerilimi yeniden çıkarılmaya başlandı. Bölgede yeni gerilimlere hazır olmak lazım” ifadelerini kullandı.

AKKIR: KARDAK’TA MUHATABIMIZ BAZEN İNGİLTERE BAZEN DE ABD’DİR

15 Temmuz darbe girişiminden kaçarak Yunanistan’a sığınan FETÖ’cü askerleri teslim etmeyen Yunanistan’ı eleştiren Dr. Akkır şunları söyledi: “Dönemsel olarak küresel güçler, Türkiye’de bölünmüş kimliklerin var olduğu fay hatlarını harekete geçirmeye çalışırlar. Bir dönem bu Türk-Kürt meselesidir, Alevi-Sünni meselesidir, laik-şeriatçı tartışmasıdır. Bir dönem de Türkiye’nin dışındaki aktörlerdir. Örneğin, Yunanistan. Yunanistan’la mücadelemiz çok eski bir mücadele. Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar gider. Bir de son dönem bu hem FETÖ’cü subayları vermemesi hem de Kardak kriziyle Türkiye’yi dizayn etme operasyonunun bir parçası. Gezi’nin bir parçası da diyebiliriz. Yunanistan’ın bir tarafta Kıbrıs boyutu da var. Kıbrıs üzerinden İngiltere ile bir pazarlık süreci var. Bir şekilde Türkiye’deki fay hatlarını harekete geçirerek ülkenin tarihsel dokusu, dinamikleriyle oynayarak Türkiye’yi dize getirme çalışması bu. Türkiye artık eski Türkiye değil. Güçlü bir Türkiye var. Kendi silah sanayisini canlandıran, milli politikasını geliştirmeye çalışan bir Türkiye var. Her halükarda Kardak’ta muhatabımız Yunanistan değil. Bazen İngiltere bazen de ABD’dir.”

TUTAR: YUNANİSTAN’A İKAZ VERİLDİ

Sabah gazetesi Dış Haberler Editörü Bercan Tutar, “Kardak krizi Türkiye’nin dış politikadaki yeni düsturunu da gösteriyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan ‘artık savunmada kalmayacağız taarruza geçeceğiz’ demişti. Cumhurbaşkanımızı öldürmeye gelmiş firari teröristleri koruyor Yunanistan. Kardak’la Yunanistan’a ikaz verilmiş olundu. Yunanistan’ın da eli sıkışmış durumda. Çipras, Türkiye ile iyi ilişkiler istiyor. Merkel iyi ilişkiler istiyor. Ama derin Almanya, derin Yunanistan istemiyor. Mesela Almanya’daki medya Merkel’in kontrolünde değil. Cumhurbaşkanımız Erdoğan aleyhinde haberler yapan Alman gazeteleri ABD’nin kontrolündedir. Almanya, ABD’nin zulmünden hala kurtulamadı. Almanya, ABD’nin kendisine dayattığı her şeyi yapmak zorunda” şeklinde konuştu.

AKKIR: DARBELERİN ARKASINDA ABD VAR

Türkiye’deki geçmiş darbelerin arkasında ABD’nin olduğunu belirten Dr. Akkır, “Türkiye’nin ABD ile çatışması çok eskiye dayanıyor. 1960 darbesine kadar gidebilir. Bunun en açık örneğini 1980 darbesinde görüyoruz. ABD Başkanı, CIA Türkiye Masası İstasyon Şefi Paul Henze’ye darbeyi kimin yaptığını sorar. Henze de, ‘darbeyi bizim çocuklar yaptı’ der. Türkiye 1970-80 yılları arasında darbe şartlarına hazırlanmıştır. Bunun en önemli ayağı ise ekonomidir. Demirel hükümeti memurların maaşını ödeyemeyecek duruma gelir. Ne terörü ne de anarşiyi önleyemez duruma gelir. 2001 krizi de kara Çarşamba. Siyaseti itibarsızlaştırmak istiyorsanız en etkili strateji ekonomiyi iflas ettirmektir. AK Parti 2002 yılında kurulduğunda ekonominin başına Kemal Derviş getirilmiştir. Türkiye’nin IMF’ye devasa borcu vardı. 1990’lı yıları hatırlayalım. Suikastlar var, PKK terörü var. Çekiç gücün kurulması, ABD’nin İncirlik’te çok etkili olması… Tüm bunlar ABD’nin bir şekilde ileri karakolu ve bölgeyi dizayn etme aktörleridir.”

Times of Turkey

Times of Turkey

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 Neydek