DÜNYA YAZARLAR

Türkiye-Rusya gerçekten dost olabilir mi?

Osmanlı Rus ilişkileri ilk başladığı dönemde Türkler büyük ve güçlü bir devlete sahipti. Hatta denebilir ki dünyanın en büyük devleti idi. Ruslar ise henüz dünyada bir etkisi olmayan ve kendisini sürekli tehdit altında hisseden bir devletti.

Osmanlı Rus ilişkileri ilk başladığı dönemde Türkler büyük ve güçlü bir devlete sahipti. Hatta denebilir ki dünyanın en büyük devleti idi. Ruslar ise henüz  dünyada bir etkisi olmayan ve kendisini sürekli tehdit altında hisseden bir devletti.

Ancak dikkatli bir şekilde bakıldığında devletlerin büyüme grafiklerinin farklı olduğu görülür. Rusya Petro ile büyüme trendine girmiş Osmanlı ise sınırlarının sonuna gelmiş ve duraklama ile gerileme dönemine girmiştir.

Bu iki devletin ilişkisi zaman zaman ittifak olsa da hep rekabet, düşmanlık ve savaş üzerine olmuştur.  En büyük yakınlık ise Putin ve Erdoğan liderliğindeki son on yılda olmuştur. Neredeyse stratejik ortaklık seviyesine gelmesi beklenen ilişkiler bir uçak kriziyle birden bire tekrar düşmanlık ilişkisine dönüşmüştür. Hem Rus hem Türk vatandaşları bu kadar yakınlıktan nasıl bu hale geldiğini anlamıyorlar. Hepimiz biliyoruz ki aslında dünyadaki en büyük oyun kurucu aktör ABD’dir. ABD her ne kadar Rusya ile çatışıyor görünse de hem Rusya’nın hem de Türkiye’nin müttefikidir. ABD ancak ne kadar müsaade ederse Türkiye ile Rusya birbirlerine o kadar yakınlaşabilir ya da uzaklaşabilir.

Bugün Rusya hem ekonomik hem siyasi hem de askeri güç olarak Türkiye’den çok daha güçlü görünmektedir. Ancak gelişme yönleri yer değiştirmiştir. Yani Türkiye büyüyen ve güçlenen Rusya ise yaşlanan ve zayıflayan ülke pozisyonundadır. Türkiye dinamik ve üretken bir nüfusa sahiptir. Vatandaşları girişimcilik ruhuna sahiptir. Demokrasi ve hukuk sistemi gelişmeye müsaittir. En büyük sorunu ise enerji kıtlığıdır. Rusya ise yaşlanan ve azalan bir nüfusa sahiptir. Güçlü bir devlet bürokrasisi ve otoritesi vardır. Bundan dolayı vatandaşların girişimcilik ruhu hiç oluşmamıştır.  Yiyecek ve makine ihtiyacının büyük bir bölümünü dışardan ithal etmektedir. En büyük gelir kaynağı enerji satışıdır. Bu iki devletin halklarının karakter yapıları da devlete bakışları birbirine benzemektedir.

Bugün her iki devlet de sıkışmış vaziyettedir. Rusya artmayan ve yaşlanan nüfusuna çözüm bulamamakta ve kadim düşmanı Avrupa ve ABD tarafından küçülmeye zorlanmaktadır. Türkiye ise artan nüfusu ve nüfuzu ile büyümeye zorlanmakta ancak sürekli önü kesilmektedir. Enerji zaafı olduğu için de finansal yapısını güçlendirememektedir.

Dünyanın en büyük gücü olan ABD ise bu zaafları kullanarak bu iki devleti kontrol etmektedir. Her iki halk ve devlette bilmektedir ki, ABD’ye güvenilmez. Bu durumda en iyi çözüm yolu Rusya ve Türkiye’nin yakınlaşmasıdır. Türkiye’nin ucuz ve bol enerjiye Rusya’nın ise girişimci ruha, halkının yiyecek ve sair mallara kolay ve ucuz ulaşımının sağlanmasına ihtiyacı vardır. Türkiye buna hazırdır. Ancak bunun olabilmesi için öncelikle Rusya’nın Türkiye’yi küçümseyen tavrını değiştirmesi ve bir miktar geri çekilerek Türkiye’nin Kafkasya üzerinden Orta Asya’ya, Türk Cumhuriyetlerine kolay ulaşmasını sağlamalıdır. Bu Rusya’ya hem ABD’ye hem de Çin’e karşı güçlü bir müttefik kazandıracaktır. (Kaynak: Times of Turkey / Haziran)

Yusuf Taş

Yusuf Taş

1967 yılında Kayseri'de doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. Halen Kafdağı Eğitim ve Kültür Derneği'nin başkanlığını yürüten ve serbest avukatlık yapan Yusuf Taş, Rusya-Türkiye ilişkileri üzerine çalışmaktadır. Çerkesce, Rusça ve İngilizce bilen Yusuf Taş, evli ve iki çocuk babasıdır.

Yorum Ekle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir